MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2012 tarih ve 2008/220-2012/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı hissedarlarından ...'ın torunu olduğunu, davalının 21.08.2007 tarihli yazısı ile ... adına hisse bulunmadığını, 14.09.2007 tarihli yazısı ile ... adına kayıtlı hisse senedi bulunduğunu, ancak kayıtlarda görülmeme nedeninin hisselerin 08.04.1969 ve 01.04.1971 tarihlerinde sahibi tarafından satılmış olmalarının gösterildiğini, ...'ın nüfus kayıtları ve veraset belgesi uyarınca 16.01.1934 günü vefat ettiğini, yasal varisleri tarafından hisse senedi satışı ve miras taksiminin de yapılmadığını, hisse senedi satışlarının hisse sahibi veya sahipleri tarafından satılmış olmasına olanak bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu hisse senetlerinin satışlarının sahte ve yanıltıcı belgelere dayanılarak yapılmış olması söz konusu olabileceğinden varsa batıl olan bu işlemlerin iptaline, hissedarlığın tespiti ve davalı nezdinde biriken temettü alacaklarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.350,00 TL'nin davalı bankanın yıllara sari senet avansı kredilerine uyguladığı oranda faiziyle birlikte, ayrıca bu faizlerin ana paraya eklenerek dava tarihi itibariyle toplam üzerinden yeniden faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının dedesi olduğu ileri sürülen ...'a ait bulunan nama yazılı hisse senetleri çok uzun zaman önce satılmış olduğundan, davacının davalı banka nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, hisse senetlerinin devredilebilmeleri için davalı bankanın herhangi bir şekilde katılımına ihtiyaç bulunmadığını, sahte belgelerle devredilmiş olması ihtimalinde dahi hisseleri elinde bulunduranlara karşı dava açılması gerektiğini, davalı banka kayıtlarına göre hak sahibi gözükmeyen ve hisse senedi ibraz ederek sahipliğini ispatlayamayan davacının temettü istemesinin de yasal dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının murisi ...'ın Elazığ ili Merkez ilçesi ...Mahallesi nüfusuna kayıtlı olduğunun, veraset ilamında belirtildiği, davaya konu 45166 ve 45167 no'lu geçici hisse senedinde hisse sahibi olarak ...ismi, adres ... Mahallesi Kulazade ...olarak belirtildiği, veraset ilamı ile muvakkat hisse senedinde sadece davacıların murisi ...ismi ile ...yerinin çakıştığı, veraset ilamında ...Mahalle, geçici hisse senedinde ise şehir ismi olarak belirtildiği, davacının murisi ...'ın 16.01.1934 tarihinde vefat etmesi, gerek davaya konu hisse senetlerinin niteliğinin anlaşılamaması, gerekse 45166 ve 45167 no'lu geçici hisse senetlerinin sahibi ...ile davacıların murisi ...'ın aynı kişi olduğunun açık olarak belirlenememesi, hisse senetlerinin 01.04.1971 tarihinde ...'ya devrinin deftere işlenmesi karşısında davaya konu hisse senetlerinin davacıların murisi ...'a ait olduğu yargısına varılacak nitelikte kanıt sunulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse satışının iptali, hisse tespiti ve temettü alacağına ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde, davaya konu hisselerin, murisi ...'dan miras yoluyla kendisine kaldığını iddia ederek, kendisine kaldığını iddia ettiği bu hisselerin satışının iptali ve pay sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyaya ibraz edilen veraset ilamında davacının murisinin 16/01/1934 tarihinde vefat ettiği ve terekesinin iştirak halinde olduğu anlaşılmıştır. İştirak halinde mülkiyette şayi cüzde tasarruf mümkün değildir. Dava açma işlemi de bir tasarruf işlemi olup, davacı mirasçının sadece kendi payına yönelik açtığı davanın dinlenilmesi mümkün değildir. Davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan nedenlerle gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibari ile doğru olan hükmün gerekçesi yazılı şekilde değiştirilerek ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.