MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2012 tarih ve 2011/637-2012/794 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl borçlu dava dışı Ulvi Soylu ile müvekkili banka arasında Bankacılık Hizmet Sözleşmesi/Kredi kartı üyelik sözleşmesi yapıldığını, davalı ile de garanti sözleşmesi imzalandığını, ancak kredi kartı kullanımından doğan borcun ödenmediğini, haklarında icra takibi yapıldığını, asıl borçlu yönünden takibin kesinleştiğini, davalının ise takibe itiraz ettiğini, icra takibinde asıl borçlunun murislerinin haczi kabil malı bulunamadığından garantöre dava açmak zarureti doğduğunu, ileri sürerek 15.351, 89 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunduklarını, garanti sözleşmesinin kefalet olarak kabul edilmesi gerektiğini, sorumlu olunacak miktar belli olmadığından geçersiz olduğunu, bankacılık hizmet sözleşmesinde de kredi limiti belirlenmediğini, sözleşmelerin geçersiz olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin kefalet niteliğinde olduğu, kefilin sorumlu olacağı miktar gösterilmediğinden geçersiz olduğu, itirazın iptali davası 1 yıllık yasal sürede açılmadığı gibi davalının da borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar işbu davanın alacak davası olması nedeni ile İİK'nın 67. maddesi gereğince 1 yıl içinde açılması gerektiğine dair mahkeme gerekçesi yerinde değil ise de mahkemece açıklanan diğer gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.