MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.11.2012 tarih ve 2012/219-2012/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili ,müvekkilinin davalı ile kurmuş olduğu ortaklıktaki hisselerini davalıya sattığını ancak bedelini alamadığını, bu nedenle Düsseldorf Yüksek Bölge Mahkemesi'nde görülen alacak davasının müvekkili lehine sonuçlandığını ve kararın 19.10.2004 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kararı doğrudan icraya vermek yerine dava açmasının kötüniyetli olduğunu, yabancı mahkeme kararının zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,yabancı mahkeme kararının 08/10/1992 tarihinde verildiği ve 19.10.2004 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafın zaman aşımı def'inin, hem def'inin süresinde olmaması ve davacının süresinde olmayan def'iye itiraz etmesi hem de tenfiz davasında, yabancı mahkeme kararına konu alacakla ilgili zaman aşımının incelenmesinin mümkün olmadığı, ayrıca yabanacı mahkeme kararının 19.04.2004 tarihinde kesinleştiği ve tenfiz davasının da 02/02/2005 tarihinde açıldığı gerekçesiyle yerinde olmadığından, davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenifizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne tabi olup, zaman aşımı def'inin süresinde olması karşısında mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değil ise de, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının 19.04.2004 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 02.02.2005 tarihinde açıldığına, tenfiz davasında yabancı mahkeme kararına konu alacakla ilgili zaman aşımı yönünden inceleme yapılmasının mümkün olmamasına dair diğer gerekçesinin isabetli bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy