MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2009 tarih ve 2008/86-2009/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2005/53606 başvuru numarası ile “BEYFORM” ibaresini marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa “BEYFORM" ibaresinin tescili halinde müvekkiline ait "FORM", "ETİ FORM", "FORMDAKAL", "FORMPUAN", "FORMDAKAL" ve "FORMBALL" ibareleri ile karışıklığa yol açacağını, ayrıca müvekkiline ait "FORM" markasının tanınmış olduğunu, markanın başka sınıflarda tescili halinde bile müvekkiline ait markanın itibarından haksız olarak yararlanacağını ve markanın itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek, TPE YİDK’nun 2008-M-339 sayılı kararın iptaline, başvurunun marka olarak tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markalarının sadece "FORM" ibaresi sebebiyle benzer olduğunu iddia etmenin doğru olmadığını, "FORM" ibaresinin vasıf belirttiğini ve 12.madde kapsamında kullanımının mümkün olduğunu, davalı kullanımının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının itiraza dayanak markaları ile davalı başvurusu arasında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi kapsamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davacının "ETİ FORM" ve "FORM" ibareli tanınmış markasının davalı şirketin başvurusuna tescil engeli oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy