MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2011 gün ve 2011/30-2011/317 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.01.2013 gün ve 2012/86-2013/819 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "..." ibaresinin 8. ve 21. sınıf emtiada marka olarak tescili için davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilinin 8. sınıf emtialar bakımından başvuruya yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markanın ilk sahibinin dava dışı ... Çatal-Kaşık San. ve Tic. Ltd. Şti. olup, koruma süresi dolduktan bir kaç ay sonra markanın kullanım hakkının müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin bu tarihten itibaren markasal kullanımla ibare üzerinde öncelik hakkı elde ettiğini, esasen müvekkilinin davalının başvurusundan önce de aynı ibare için marka başvurusunda bulunduğunu, ancak son aşamasında gerekli ücretler yatırılamadığından tescil olunmadığını, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 24.11.2010 tarih ve 2010-M-4241 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde davalının markasının 8. sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurumca alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, işareti ihdas eden ve tanıtanın davacı olmadığı, davacının öncelik hakkını dayandırdığı protokolün bizzat kendisi tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada iptal edildiği, işbu davada aynı protokole dayanılmasının çelişkili ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, kaldı ki söz konusu protokolde belli bir markanın devredildiğinden de söz edilmediği, öte yandan protokol tarihi ile davalının başvurusu arasında işaretin kullanılarak üretim ve satış yapıldığının ispatlanamadığı, salt bu işareti kullanarak fuara katılmış olmasının da davacıya üstün hak sağlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy