MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 tarih ve 2007/515-2012/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1976 yılında evlendiğinde takılan altın ve ziynet eşyaları ile ailesinden intikal eden eşyaları Emniyet Sandığı ... Şubesin'den 25.06.1976 tarihinde kiraladığı 126 nolu kasaya koyduğunu, 1983 yılında Emniyet Sandığı'nın kapatılarak Ziraat Bankası'na bağlandığını, kiralık kasaların da önce Ziraat Bankası ... Şubesi'ne, sonra da ... Şubesi'ne devredildiğini, müvekkilinin yıllık kasa kiralarını muntazam bankaya ödediğini, 2003 yılında banka görevlilerince kasa dairesinde yapılan inceleme de müvekkiline ait kasanın bulunamadığını ve durumun tutanak ile tespit olunduğunu, söz konusu kasada müvekkilinin 80.000 TL değerinde ziynet eşyasının bulunduğunu, kasa kaybı nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 80.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminatın 11.09.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kasa kiralamasına rağmen 11.09.2003 tarihine kadar hiç bir müracaatta bulunmadığını, sahiplerince hiç açılmayan, aranmayan bir kasanın zaman zaman ücret gönderilerek 27 yıl sonra açılmak istenmesinin kasanın varlığı ve içeriğinin şüpheli olduğuna işaret ettiğini, müvekkilinin bir kusurunun söz konusu olmadığı savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en son işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belirttiği ziynet eşyalarını açıklamadığı ve kiralandığı tarihten bu yana hiç açılıp yoklanmayan, araştırma yapılmayan kasanın seneler sonra açılması için müracaat edilmesinin hayatın olağan akışı içinde makul olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge ibraz etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir. Ayrıca davalının, davacının kasa kiraladığına açık bir karşı çıkması da söz konusu değildir. Kasa ücretini ödeyen davacının 27 yıl sonra kasada bulunan eşyalarını istemesi davanın reddine gerekçe olmayacağı gibi, mal beyanında bulunulmaması da sadece Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde sonuçlar husule getireceğinden iş bu davanın reddine gerekçe yapılamaz. Bu nedenlerle mahkemece davacının kiralık kasasının bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken anılan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy