MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2012 tarih ve 2011/722-2012/410 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında, 11.08.1999 tarihinde, taşıma sözleşmesi imzalandığını, ancak söz konusu şirketin sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından anılan şirket aleyhine açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, ilama dayalı olarak yapılan takibin, borçlu şirket üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığının bulunmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını, borçlu şirketin aslında bir tabela şirketi olduğunu, müvekkili tarafından açılan taşıma ihalesine katılabilmek için kurulduğunu, bilinçli bir şekilde şirket üzerine her hangi bir malvarlığının kaydedilmediğini, faaliyetlerini aynı şirketler topluluğu içerisinde yer alan davalı şirketlerin ofis ve personeli vasıtasıyla yürüttüğünü, davalı ...'nin borçlu şirket ile birlikte diğer davalı şirketlerin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketlerin tamamının aynı adreste mukim bulunduklarını, davalıların hep birlikte planlı bir biçimde ve borç ödememe niyeti ile hareket ettiklerini, "..." marka ve ismine müvekkili tarafından güven duyulmasını sağladıklarını, ihtilaf çıktıktan sonra bu şirketteki hisselerini devrettiklerini, borçlu şirket tarafından verilen teminat mektubunun da, davalıların kendi malvarlıklarını ipotek ettirmeleri sonucu alındığını, bu hususun da kendi iddialarını teyit ettiğini, sonuç olarak perdenin aralanması teorisi uyarınca hüküm altına alınan meblağdan davalıların müteselsilen sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 1.894.710 USD'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıya borcu bulunan şirketin müvekkillerinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, anılan şirketin eylemlerinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacaklarını, kaldı ki borçlu şirketin 1982 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davacının alacağını tahsil ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı ...AŞ arasında 1999-2000 yıllarında taşıma ilişkisinin bulunduğu, bu çerçevede taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı ve davacı tarafından anılan şirket aleyhine açılan davanın, davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, kesinleşen ilama dayalı olarak yapılan takip sonucunda söz konusu şirketin herhangi bir malvarlığının bulunmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine davacı taraf hiçbir malvarlığı bulunmayan ... A.Ş.'nin, sadece ... taşıma ihalelerine girmek amacıyla kurulduğunu, tek ticari faaliyetinin bu olduğunu, aslında bir tabela şirketi olarak yapılandığını ve perdenin aralanması teorisi uyarınca davalıların, söz konusu şirketin borcundan dolayı sorumlu olduklarını ileri sürmüş ise de, dava dışı borçlu şirketin 1982 yılında kurulduğu ve ihtilafın doğduğu 2000 yılına kadar taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği, ihtilaf konusu sözleşme kapsamındaki ilk üç taşımanın da bu şirket tarafından gerçekleştirildiği, bunun dışında davacı kurumun, serbest iradesi ile uyuşmazlık konusu sözleşmeyi imzaladığı, davacının basiretli bir tacirin göstermesi gereken özen yükümlülüğüne tabi bulunduğu, davalı gerçek kişinin borçlu şirket ile diğer davalı şirketlerde ortak ve yönetici olmasının tek başına bu şirketleri kötüye kullandığı anlamına gelmeyeceği, perdenin aralanması teorisinin, tüzel kişiliğin, arkasındaki kişilerce sorumluluğun bertaraf edilmesi için kullanıldığının somut kanıtlarla ispatlanması halinde istisnai olarak uygulanabileceği, somut olayda davacının iddiasını herhangi bir delile dayandırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy