Taraflar arasında görülen davada verilen 14/02/2013 tarih ve 2010/1797-2013/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten uzun süredir etiket satın aldığını, önceleri kilogram bazında fiyat belirlenirken davalının 10.03.2009 tarihinden itibaren bu uygulamayı tek taraflı olarak değiştirerek sayı bazında fiyat belirlediğini, bu değişikliğin yıllardır devam eden ticari ilişkinin sağladığı güven ve iyi ilişkilerden yararlanılarak yapıldığı, aynı nedenle de müvekkilinin bu hususu gözden kaçırdığını, daha sonra aynı konuda üçüncü bir şirketin müvekkiline yaptığı teklif üzerine yapılan inceleme sonucunda durumun anlaşıldığını, etiketlerin sayı bazında fiyatlarının belirlenmesi sonucunda müvekkilinden fahiş miktarda tahsilat yapıldığını, müvekkilinin hataya düşürülmesi sonucu elde edilen haksız kazancın iadesinin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sipariş formlarında adet üzerinden talepte bulunduğunu, sektörde geçerli olan usulün de adet üzerinden satış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının adet üzerinden etiket talebinde bulunduğunun ve satışların da adet üzerinden yapıldığının dosyada mevcut sipariş formları ve satış sözleşmelerinden anlaşıldığı, adet üzerinden belirlenen fiyatlara göre hazırlanmış faturaların taraf defterlerine işlendiği ve davacı tarafça faturalara itiraz edilmediği, basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacının iyiniyet iddiasının da dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy