MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.02.2013 tarih ve 2012/346-2013/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sigortalı teknesinin yanarak battığını, hasar tutarının talep edildiğini ancak poliçede yazan sigorta bedelinin 1.050.000,00 TL olmasına rağmen davalı tarafından 198.000,00 TL önerildiğini, ihtarname gönderilerek bedelin talep edildiğini ancak ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 250.000,00 TL'nin hasar tarihinden avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı teknenin yanarak ziyaa uğraması sonucu yaptırılan ekspertiz raporuna göre teknenin kaza tarihindeki rayiç piyasa değerinin 200.000,00 TL olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Tekne Sigortası Genel Şartları’nın B.2 ...3 maddelerine göre, davacı sigortalının davalı sigorta şirketini temerrüde düşürebilmesi için sadece ihtar yeterli olmayıp, gerekli belgeleri sigortacıya sunması gerektiği, poliçenin özel şartlarında temerrüde ilişkin hüküm bulunmadığı, somut olayda da davacının ihtarnamesinin davalıya 28.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sonuç olarak davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğum tarihinin TTK. m. 1441/1 f. ve genel şartlara göre sigorta konusu malın zarara uğradığını, TTK. m. 1377 ye göre ihbarın yapıldığı tarihten sonraki temerrüdü oluşturacak olan ihtarnamenin tebliği ve ihtarname ile gerekli listenin davalıya bildirildiği kabul edildiğinde, davalıya ihtarname ile verilen 3 günlük sürenin sonunda muacceliyet oluştuğundan temerrüt tarihinin 01.06.2010 olarak kabul edildiği ve bu tarihten itibaren avans faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle 250.000,00 TL'nin 01.06.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy