MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2012 tarih ve 2011/104-2012/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili gemi adamının ... adlı gemide, 1 ay süre ile kaptan olarak çalıştığını, 20/06/2009 tarihinde müvekkilinin iş akdinin fesih edildiğini, ... 1. İş Mahkemesinin 11/05/2011 tarih 2009/898 E 2011/269 K sayılı ilamı ile müvekkili lehine 4.000 USD ücret alacağı, 2.050,00 USD fazla çalışma alacağı, 1100 TL avukatlık ücretine hükmedildiğini ileri sürerek bu alacaklar ve icra masrafları toplamı olan 12.364,19 TL için kanunu rehin hakkı tesisine karar verilmesini ve gemi üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Taşımacılık Ltd. Şti davanın bir yıllık zamanaşımı süresini geçtikten sonra açıldığını, herhalde 17/09/2010 tarihinde şirketin gemiyi satın aldığını, belirterek talep edilen bedelden sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca ... 1. İşMahkemesi'nin 09/02/2011 tarihli 2010/938 Esas 2011/48 Karar sayılı ilamı ile verilen hükümle davalı ... Taşımacılığı Ltd. Şti.'nin borçluluk sıfatının devam ettiği, ayni sorumluluğun ise gemiyi 17/09/2010 tarihinde satın alan davalı ... Tic. Şirketine geçtiği, ... 1. İş Mahkemesi'nde dava açılmakla BK 133. Maddesi gereğince zamanaşımı süresinin kesildiği ve bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, davanın ise 14/11/2011 tarihinde açıldığı, bu haliyle davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi sonrasında açıldığı gerekçesiyle davalılardan ...Denz Taş. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumetten reddine, davalı ... Ticaret Ltd. Şti. hakkında açılan davanın zaman aşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
6762 sayılı mülga TTK'nın 1259. maddesinde, gemi alacaklarının bir yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiş ise de maddede sözü edilen zamanaşımı, aynı kanunun 1235. maddesinde belirtilen gemi ve yük alacakları sahibinin ayni talep hakkına, bir başka deyişle kanuni rehin hakkının ileri sürülmesine ilişkindir. Söz konusu alacaklar bakımından ise ayrı ve müstakil bir zamanaşımı süresinin, alacağın niteliğine göre genel hükümler ve/veya özel kanun hükümlerinde aranması gerekir. Bu durumda mahkemece, müstakilen açılmış "kanuni rehin hakkı tesis edilmesine" yönelik işbu davada, davanın doğrudan TTK'nın 1259. maddesine göre zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, yasa maddesinin hatalı yorumuna dayalı olarak kanuni rehin hakkının alacağın aslına yönelik zamanaşımı süresine bağlı olduğuna işaret edilmek suretiyle zamanaşımı def'inin incelenmesi yerinde olmamıştır.
Öte yandan, bir an için mahkemenin bu değerlendirme tarzı benimsenecek olursa, davacının alacağının ilama bağlandığının ve bu durumda da BK'nın 135. maddesi uyarınca, yeniden işleyecek zamanaşımı süresinin her halde 10 yıl olduğunun nazara alınması gerekirken bir taraftan dava açılmakla zamanaşımının kesildiği ve bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı kabul olunduktan sonra davanın davacının lehine ilama bağlandığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur. Her ne kadar geminin yeni maliki o davanın tarafı değilse de, mahkemece, geminin satılmış olması zamanaşımı süresi bakımından etkili bir husus olarak görülmemiş ve davalı gerekçe yönünden hükmü temyiz etmemiş olmakla esasen bu hususun temyiz aşamasında tartışılmasına gerek bulunmadığı açıktır.
Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin kararı sonucu itibariyle doğru olmakla, gerekçesi yukarıda 1. paragrafta açıklandığı şekliyle değiştirilerek onanmalıdır. Daire çoğunluğunun mahkeme gerekçesinin tümüyle benimsenmesi suretiyle onama kararına bu nedenle katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy