MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
VEKİLİ : AV. ...
VEKİLİ : AV. ...
Taraflar arasında görülen davada ... 25. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2012 tarih ve 2011/291-2012/199 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi borcu üstlenen sıfatı ile ... vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/04/2014 günü temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinde bulunan davacı vekilinin duruşma (mürafaa) isteminden vazgeçerek incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep etmesi üzerine duruşma yapılmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, dosya üzerinde yapılan incelemede Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... AŞ'nin yaptığı yoğun reklem kampanyasının etkisi ile tasarruflarını bu bankanın ... Şubesi'nde değerlendirmek istediğini, ... Şubesi'ne müracaat eden müvekkilinin, davalı banka personelinin yönlendirmesi sonucunda ... hesabı açtırdığını, 22.11.1999 tarihinde 51.204 TL'yi ... hesabına yatırdığını, daha sonra davalı bankanın yönetimine ... tarafından 21.12.1999 tarihinde el konulduğunu, davalı bankanın taahhüt ve güvencelerine rağmen müvekkilinin parasının ödenmediğini, ilgililer hakkında müvekkilince suç duyurusunda bulunulduğunu, alacağının tahsili için açtığı davanın ise erken açıldığından bahisle reddedildiğini, ancak dava konusu paranın ... Bankası'ndan tahsil edilemeyeceğinin yapılan icra takipleri sonucu ortaya çıktığını, banka yöneticilerinin mahkum edildikleri gözetildiğinde davalı bankanın müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, 51.204 TL'nin 22.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin ... Bankası'ndan ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yalnızca havale işleminin yapıldığını, davacının daha fazla faiz elde etmek için kendi iradesiyle ... Bankası'nda hesap açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı bankanın ... Şubesi'ne para yatırdığı, banka yöneticilerinin talimatlarıyla banka çalışanlarının mudileri ... hesabına yönlendirdikleri, bu kapsamda davacının iradesinin yanıltılması sonucu parasının ... hesabına havale edilmesi için talimat verdiği, ceza yargılaması ile de ortaya çıktığı üzere aslında bu paranın ... Bankası'na gönderilmediği, bankanın merkez şubesinde açılan ... hesaplarında tutulduğu, dah
sonra ... Bankası'nın kurucusu ve davalı bankanın da hakim ortağı olan Ali Avni Balkaner'in grup şirketlerine kredi olarak kullandırıldığı ve davacının bu şekilde zarara uğratıldığı, söz konusu paranın ... Bankası'ndan tahsilinin mümkün bulunmadığı, gerçekleşen bu olayın havale görünümlü mevduat toplama olarak değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, ... Bankası'nın paravan bir banka olduğunun davalı tarafından da bilindiği, her ne kadar zamanaşımı definde bulunulmuş ise de uzamış zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, borcun ... tarafından üstlenilmesi karşısında işbu davada ...'nin davalı olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 51.204 TL'nin 22.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen sıfatı ile ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının sorumluluğunun somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının ... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı-borcu üstlenen ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Ancak, anılan vekil 18.04.2014 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiştir.
HMK'nın 307. maddesine göre feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. O halde, feragat nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-borcu üstlenen ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin ...'den alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak ... ve ... A.Ş.'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy