MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.04.2013 tarih ve 2012/347-2013/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisinin müvekkili nezdinde iki ayrı vadeli hesabı olduğunu, mudinin ölmeden önce davalı ...’yi hesaplardan para çekmesi için talimat mektubu ile yetkilendirdiğini, hesap sahibinin 15.09.2008 tarihinde ölmesine rağmen davalılardan ...’nin 16.09.2008 tarihinde hesaplardan 31.800 TL ve 9.400 TL, 06.10.2008 tarihinde ise, ...7. Noterliği'nce düzenlenmiş 12.04.2005 tarihli vasiyetname ve diğer davalı tarafından verilen vekaletname uyarınca 1.015 ve 130.062.69 TL olmak üzere toplam 172.277.69 TL para çektiğini, müvekkili iç denetiminde vasiyetin kesinleşmediğinin, vasiyeti tenfiz memuru tarafından davalı ...’ye verilmiş bir yetki olmadığının tespit edildiğini, usulsüz ödemelerin iadesinin istendiğini, yerine getirilmediğini, yapılan ödemelere diğer mirasçıların kabulünün olmadığını ileri sürerek, 172.277.69 TL’nin çekildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle murisin hesabına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, hesabın davacıya ait olmadığını, aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 16.09.2008 tarihinde çekilen paranın murisin verdiği yetkiye dayalı çektiğini, ölümle vekaletin sona ermesinin davacıyı ilgilendirmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacıya karşı diğer mirasçılar tarafından açılan bir davanın bulunmadığını, aktif dava ehliyetinin olmadığını, murise ait hesapların müvekkili eşiyle ortak hesaplar bulunduğunu, mal rejimi ve saklı pay esas alındığında tüm hesapların müvekkile ait olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, davacı nezdinde muris adına açılan hesapların, davalı ...'e vasiyet edildiği, vasiyetnamenin okunduğu ve iptali için dava açılmaması sebebiyle, hesapların davalı ...'e ait olduğunun kesinleştiği, diğer davalının da bu davalının verdiği vekalete dayalı olarak paraları çektiği, murisin ölümünün hemen ardından davalı ... tarafından çekilen paranın cenaze gideri ve hayır işlerinde harcandığı, davalı ...'in de bunlara icazet verdiği, bu durum karşısında davacının, hak sahibi davalı ...'e karşı bir sorumluluğunun bulunmadığından dava açmada hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ihbar olunanın gerekçeli kararda belirtilmemiş olmasının maddi hata niteliğinde olup, mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun mahkeme kararının ONANMASINA, temyiz harcı davalılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy