MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticare Mahkemesi’nce verilen 26/02/2013 tarih ve 2011/857-2013/39 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının müşterisi, dava dışı ...'ın traktör almak için davacıya müracaat ettiğini, anlaşma sonucu traktör alım satımının yapılabilmesi için dava dışı kişinin davalı bankanın ..., ... şubesine başvurduğunu ve bankayla yapılan görüşmelerde davacıdan alınacak olan traktörün kaydına rehin şerhi işlenmesi ve başka bir kefil ile birlikte davacının da kredi sözleşmesini müşterek borçlu, müteselsil kefil olması, ilaveten de taşıt kredisi miktarı kadar bir adet senedin teminat olarak davacı tarafından düzenlenip bankaya verilmesi halinde taşıt kredisi kullandırılabileceğinin, banka tarafından dava dışı kişiye söylenmesi üzerine, 14.03.2007 tarihinde davacı yetkilisi ile ... ve dava dışı ...'ün bankaya giderek 51.000,00 TL ana para olmak üzere 87.532,37 TL geri ödemeli 5 yıl vadeli, taşıt kredisi kullandırıldığını, davacı tarafından dava dışı ...'a ... plakalı 2007 model traktörün satıldığını, traktörün kaydına rehin işlendiğini, sözleşmenin davacı ve ... tarafından müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ayrıca 14.03.2007 düzenleme tarihli, 87.600,00 TL bedelli asıl borçlusu ..., müşterek borçlu müteselsil kefil davacı şirket, lehtarı ... olan senedin diğer kısımları boş olarak düzenlenip bankaya verildiğini, davalı bankanın bu taşıt kredisinden başka dava dışı ...'a ... Şubesinden Genel Kredi Sözleşmesi düzenleyerek ziraai kredi kullandırıldığını, ayrıca davacının bilgisi dışında dava dışı ...'ın ... ... şubesindeki taşıt kredi hesabının ... Şubesine devredildiğini ve ... Şubesinden Zirai krediler kullandırıldığını, bu kredi borçlarının geri ödenmemesi üzerine ... 2. Noterliğinin 05.02.2010 tarihli 01101 sayılı ihtarnamesi gönderilerek kredinin teminatı olarak verilen 14.03.2007 tarihli, 87600,00 TL bedelli bononun ödenmesinin ihtar edildiğini, bankayla yapılan görüşmeler sonucu taşıt kredisinin kalan borcunu 25.02.2010 tarihinde kapatılıp, rehnin kaldırıldığını, traktörün davacı aracılığıyla üçüncü bir kişiye satıldığını, bu şekilde asıl borcun sona erdiğini, buna rağmen taşıt kredisinin teminatı olarak ve bu kredinin kullandırılması sırasında aynı tarihli bononun karşılıksız kalmasına rağmen bankadan istenilmesi üzerine iade edilmediğini, üstelik ...'ın tüm kredilerinin hesaplarının kat edilip kefil ve ipotek verenler hakkında ... 22 İcra Müdürlüğünün 2010/14081 ve 14121 sayılı dosyalarıyla takibe geçildiğini, bu bedelsiz kalan bononun da ihtiyati haciz talep edilerek ... 22 İcra Müdürlüğünün, 2010/14077 sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davacının 26.11.2010 tarihinde icra tehdidi altında bankaya 74.000,00 TL ödeyerek bonoyu geri aldığını, davacının sadece 14.03.2007 tarihli taşıt kredisinin ve 14.03.2007 tarihli dava konusu bononun müşterek borçlu müteselsil kefili olduğunun, başkaca borç ve kefaletinin bulunmadığını ileri sürerek, 26.11.2010 tarihinde ödenen 74.000,00 TL nin İİK 72/7, BK nın 67 ve devamı maddelerince ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kambiyo senedine bağlı borcun soyut bir borç olduğunu, bu nedenle asıl borç ilişkisinin gerçekleşmemesi veya geçersiz olması, sonradan ortadan kalkması gibi nedenlerle kambiyo senedinden doğan borcun ilgisinin olmadığını, kişisel defi olan bedelsizliğin sadece lehtara karşı ileri sürülebileceğini, kendilerinin iyi niyetli hamil olduklarını, imzalanan taşıt kredi sözleşmesinin 15, 16.maddelerinde kredinin kullanılması ve teminatların düzenlendiğini, bu nedenle davacının bu sözleşmeden doğan borçtan da sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka ile ... arasında imzalanan 14.03.2007 tarihli kredi sözleşmesini davacının müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak imzaladığı, bu sözleşmeden dolayı davacının icra takibine maruz kalmadığı, sözleşmenin 15 ve 16. maddeleri uyarınca davacının kefil olduğu senedin davalı bankaya verildiği ve banka tarafından ... 22. İcra Müdürlüğünün 2010/14077 sayılı dosyasında takibe konulduğu, takip dosyasındaki borcun 26.11.2010 tarihinde 74.000,00 TL olarak davacı tarafından ödendiği, oysa o tarihte ek raporda belirlendiği üzere bankanın kredi sözleşmesinden doğan alacağının 73.503,79 TL olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 496,21 TL nin ödeme tarihi olan 26.11.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesi hakime havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü H.U.M.K.'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nun 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir.
Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcının ve 25,20 TL başvuru ilam harcının davalıdan alınmasına, 09.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy