MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret (Kadıköy 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 20.11.2012 tarih ve 2010/937-2012/1375 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat sigorta poliçesi düzenlendiğini, davalılar tarafından taşıması yapılan emtianın ıslanarak hasar gördüğünü, müvekkili tarafından sigortalıya tazminat ödemesi yapıldığını ileri sürerek, 31.588 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Şti. vekili, ıslaklık nedeniyle sigortalıya ait emtiada hasar oluşmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı HMA Uluslararası Taşımacılık ve Tic. Ltd. Şti. vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporu kapsamında, sigortalıya ait emtiada hasar oluştuğu iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiğini, davalılar tarafından taşıması yapılan emtianın ıslanarak hasar gördüğünü, müvekkili tarafından sigortalıya tazminat ödemesi yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava dışı sigortalıya ait emtiada hasar oluştuğu iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği itibariyle taraflar lehine düzenlenen iki ayrı ekspertiz raporunun bulunduğu bu ekspertiz raporlarının davaya konu emtiadaki hasarın varlığına ilişkin olarak bir birbiriyle farklı sonuçlara vardığı anlaşılmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kök ve ek raporlarda ise davacı tarafça sigortalı malda meydana gelen hasarın kanıtlanamadığı hususuna değilmiş, bu kapsamda sigortalı emtianın yüksek bedelle satılması da gerekçe olarak gösterilmiştir. Buna karşın davaya konu emtianın fatura değerinin çok altında bir bedelle satışının yapıldığı, bu bedelin sovtaj tenzili olarak değerlendirildiği, bir başka anlatımla her ne kadar bilirkişi raporunda sovtaj değerinin yüksek olduğu bildirilmişse de fatura değeri ile sovtaj bedeli arasında büyük oranda farklılık bulunduğu görülmektedir. Öte yandan davaya konu emtiadaki hasarın varlığının kanıtlanamadığı hususundaki tespit ile söz konusu emtianın daha düşük bir bedelle satışa konu edilmiş olması da çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Bu durumda davacı tarafça süresi içerisinde bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar ve CMR senedi ile hasar tutanaklarının içeriği de değerlendirilmek suretiyle davaya konu emtianın özellikleri konusunda uzmanlığı bulunan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy