MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2012 tarih ve 2011/709-2012/1068 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 31.07.2008 tarihli protokole göre, davalının müvekkilinden devralacağı şirket ve kooperatif hisseleri ile yine davalının işaret ettiği ...'ya devredilecek taşınmaz hissesi karşılığında, davalının 10 aylık eşit taksitler halinde müvekkiline 750.000 Euro ödemeyi üstlendiğini, müvekkilinin protokolün imzalanmasından sonra kendi edimini tamamen yerine getirdiğini, ancak davalının 75.000 Euro'luk ilk iki taksiti ve üçüncü taksitin 15.000 Euro'sunu ödedikten sonra diğer taksitleri ödemediğini, davalının bakiye 510.000 Euro borcunu bu güne kadar ödemediğini, bu alacağın tahsili için ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3828 esas sayılı ilamsız icra takibine giriştiklerini, ancak davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşme uyarında müvekkiline devretmesi gereken 37 dükkanlı bedesten hissesini müvekkiline devretmediğini, hatta davalıya devretmesi gereken bu bedesten hissesini 17.10.2008 tarihinde dava dışı annesi ...'ya devrettiğini, bu nedenle kalan ödemeleri yapmadıklarını savunarak davanın reddine ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kardeş olan taraflar arasında imzalanan 31.07.2008 tarihli sözleşme uyarınca, davalının toplamda davacıya 240.000 Euro ödeme yaptığı, davacının da belirlenen şirket hisselerini ve kooperatif hissesini davalıya devrettiği, uyuşmazlığın protokolde davalıya devri kararlaştırılan bedesten niteliğindeki taşınmazın davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak davalıya (ya da onun gösterdiği kişiye) devredilip devredilmediği noktasında toplandığı, protokolün tanziminden sonra davacının, protokol uyarınca ...ı vekil tayin ettiği ve bedesten niteliğindeki
taşınmazdaki hak ve hisselerini dilediği bedelle, dilediği kişiye satış yetkisini vekile verdiği, bu durumda davacının, protokolün 9. maddesiyle üstlendiği edimi yerine getirdiği ve davalının istediği şahsı satış ve devir için vekil tayin ettiği, ...'ın da bu bedesteni tarafların annesine devrettiği, protokol hükümleri ve vekil aracılığıyla yapılan işlemler dikkate alındığında, ... her ne kadar davacının vekili olarak atanmışsa da, protokolle birlikte değerlendirildiğinde, vekilin davalının talimatları doğrultusunda hareket ettiğinin anlaşıldığı, davalının bu devirden habersiz olduğu savunmasının esasen hayatın olağan akışına uygun olmadığı, zira davalının dava dışı annesi ile ticari ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda tapu kaydından görüldüğü üzere, bu taşınmaz hissesi üzerine banka lehine ipotekler tesis edildiği, davalının, davacı tarafından başlatılan icra takibine ve iş bu davaya kadar bedesten hissesinin kendisine devredilmediği konusunda bir talebi de olmadığı, bedestenin tarafların annelerine devir tarihi olan 17.10.2008 tarihinden sonra, 27.11.2008 tarihinde davalı davacıya kısmi ödeme yapıldığı, bu hususların vekil ...'ın davalının talimatları doğrultusunda hareket ettiğini ortaya koyduğu, bu durumda davacının kendi edimini yerine getirmiş olması nedeniyle devir bedelini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davalının itirazının kısmen iptali ile 510.000 Euro asıl alacak, 104.993, 84 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 614.993,84 Euro alacağın, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, tahsil tarihinde TCMB tarafından belirlenecek efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına, fazla talebin reddine, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca takdiren %40 oranında belirlenen 616.691,22 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davanın reddedilen bölümü için davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 75.403,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasında imzalanan 31/07/2008 tarihli protokol gereğince davacı ...'in protokolde belirtilen şirket hisselerinin, bir kooperatif hissesini ve bedesten tabir edilen taşınmazın da hissesini davalıya devredeceği, devir bedeli olarak davacıya 750.000 Euro ödeneği, peşinatın 27/07/2008 tarihinde verilerek ödemelerin başlayacağı, son ödemenin 27/04/2009 tarihinde olmak üzere her ay 75.000 Euro olarak yapılacağı kararlaştırılmıştır.
Sözleşmeye göre davalı 27/11/2008 tarihine kadar davacıya 240.000 Euro ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşme ayakta ve geçerlidir. Ancak dosyada mevcut olan kayıtlardan bedesten tabir edilen taşınmazın, davacı ... adına olan ½ hisse tapu kaydının 27/10/2008 tarihinde ... tarafından ...'ya 25.000TL bedelle sattığı, satış bedelinin nakten ve tamamen aldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkeme kararında "vekilin davalının talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmaktadır" şeklinde kabul varsada, dosyada tapu devrinin ...'ya yapılmasına dair davalı tarafından verilmiş yazılı bir talimat bulunmamaktadır. Dava miktarı nazara alındığında bu talimatın yazılı olması gerekir. Kanaate göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan mahkemenin kabulüne göre de ...'ın taraf olmadığı bir davada onu sorumluluk altına sokacak bir kabül de bulunulması da doğru olmamıştır.
Bu nedenle mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına dair sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
...
Full & Egal Universal Law Academy