MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2012 tarih ve 2012/116-2012/281 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı, katılma yoluyla davalılar ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar ve fer'i müdahil vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25/09/2001 tarihinde .... aleyhine iş mahkemesinde tazminat ve alacak davası açtığını, davalı bankanın da müvekkiline karşı tazminat davası açtığını ve ... İş Mahkemesi'nin 2005/340 E., 2009/1 K. sayılı dosyasında davacı talebini kısmen kabul ettiğini ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nce davacı işçinin talebine ilişkin yerel mahkeme hükmünün onandığını, davalı bankanın talebine ilişkin yerel mahkeme hükmünün ise bozulduğunu, müvekkilinin alacağı için bankaya 05/01/2012 tarihinde dilekçe ile başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını belirterek, davalı banka tasfiye memurlarının söz konusu alacağa ilişkin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile, muaccel olan 58.000 TL alacağının yasal faizi ile birlikte banka tasfiye memurları davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin tasfiye halinde ....nin tasfiye memurları olduklarını, tasfiye memurlarının şahsına karşı açılabilecek davanın kanunlarda açıkça ve tahdidi olarak düzenlendiğini, davacıya böyle bir dava hakkı tanınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafından kanunda düzenlenen tasfiye memurlarının sorumluluğuna ilişkin tazminat davası açılmamış olduğu, davacının davalıların sorumluluğunun tespitine ve muaccel olan 58.000 TL alacağın yasal faizi ile banka tasfiye memurlarından tahsilini talep ettiği, bunun yasa gereği mümkün olmadığı, ... İş Mahkemesi dosyasının yargılamasının halen sürmekte olduğu ve dava dışı bankanın alacağından dolayı davacının sorumlu olduğu miktarın tespit edilmeye çalışıldığı, tasfiye memurlarının ödeme yapmaları halinde sorumluluklarının doğabileceği, ... İş Mahkemesi dosyasının sonuçlanmasının beklenmesinin doğru olacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı, katılma yoluyla davalılar ve fer'i müdahil vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Mahkemece verilen karar, fer'i müdahil banka vekili tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesi, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Fer'i müdahil banka tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir.
Fer'i müdahil banka vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafından dava dışı tasfiye halindeki banka aleyhine girişilmiş bir icra takibinin varlığının iddia ve ispat edilmemiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Mahkemenin gerekçesinde “Defter ve kayıtlara göre alacaklı olduğu tespit edilen ancak başvurmayan alacaklıların alacakları notere tevdii edilir.” şeklinde bir tespitin yer alması doğru görülmemişse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, fer'i müdahil banka vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, gerekçeli kararın gerekçe kısmının 5. paragrafında yer alan “Ancak defter ve kayıtlara göre alacaklı olduğu tespit edilen ancak başvurmayan alacaklıların alacakları notere tevdii edilir.” cümlesinin gerekçeden çıkarılarak kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, fer'i müdahil harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy