MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/05/2014 tarih ve 2013/239-2014/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2010/63179 sayılı "..." ibareli marka başvurusu yaptığını, davalı şirketin "..." ibareli ticaret ünvanı ve markalarına dayanarak başvuruya itiraz ettiğini, davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığının davalı itirazını kabul eden kararına karşılık müvekkilinin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna yaptığı itirazın reddedildiğini, oysa TPE'nin hemen hemen aynı anlama gelen 2010/19883 sayılı "..." markasının tescilini gerçekleştirdiğini, yarımada anlamına gelen ve bir kişinin tekeline verilemeyecek "..." ibaresinin yanındaki "..." ibareleri ile ayırdedicilik kazandığını, taraf markalarının birbirlerine benzemediğini, müvekkili başvurusuna konu işaretin kullanımla ayırdedicilik kazandığını ileri sürerek müvekkili aleyhine verilen TPE YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, başvuru konusu işaretin müvekkili markalarına ayırdedilemeyecek derecede benzediğini, tescilinin iltibasa ve haksız rekabete sebep vereceğini, davacı otelinin müvekkiline ait sanılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, taraf markalarının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu nedenle işaretler arasında benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, redde mesnet alınan "...", "...!", "..." ibareli markaların asıl ve ayırt edici unsurlarının da davacı başvurusuna konu işaret gibi "..." ibaresinden oluştuğu, diğer ibareleri özellikle 43. sınıf hizmetler bakımından herkesin kullanabileceği, yarımada anlamını taşıyan "..." ibaresinin 43. sınıf hizmetler bakımından somut ve soyut manada ayırt ediciliğinin bulunduğu, tüketicinin davalının markalarıyla sunulan 43. sınıf hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isterken davacının "..." işaretiyle sunulan hizmetleri satın alabilecekleri, bir kısım yararlanıcıların iki farklı marka karşısında olduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunacakları, başvuru konusu işaretin davalının seri markalarının arasına sızdığı, taraflar arasında "..." ibareli markaların kullanımı
hususunda uzun zamanlı eşzamanlı kullanımla birbirden bağımsızlaşacak derecede ayırt edicilik oluşturan bir kullanımlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.