MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2012 gün ve 2011/139-2012/189 sayılı kararı bozan Daire’nin 20/12/2014 gün ve 2013/9558-2013/23381 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekilinin ... şekil ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının ... şekil, ... şekil ibareli markaları nedeniyle başvurularından çaylar, buzlu çaylar, bitki çayları mallarının çıkarıldığını, oysa davalı markasındaki sarı, kırmızı renk ve çay yaprağının ayırt edici unsur olarak kullanılmadığını, markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, markalar arasında iltibasa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüketicilerin görsel imaj ve daha önce gördükleri markaların genel izlenimi etkisinde kalarak satın alma eğiliminde oldukları, ürünlerin renk şekil kombinasyonları, görselin yoğun kullanımı nedeniyle iltibas tehlikesinin artabileceği, bu bağlamda davalı markasında ürün/renk kombinasyonunun yoğun şekilde kullanıldığı, tüketici nezdinde bu görsel ve akılda kalan genel izlenim itibariyle ayırt edici seviyesine ulaştığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 20.12.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Davalı şirket vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile somut uyuşmazlıkta, 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi kapsamında davaya konu işaretlerin ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesine yol açtığının kabulünün mümkün bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy