MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2012/255-2013/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun müvekkili markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2012-M-3035 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı marka başvurusunun hem şekil hem de alt tarafında yazan international sözcüğüyle bütünleştiğini, bu nedenle müterizin markasına bakıldığında, her iki marka arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin tescilini talep etiği markanın yazı, renk ve şekil açısından çok farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu davalı markası ile davacı markasının anlam itibariyle tamamen farklı olduğu, davalı markasının bir bütün halinde algılanacak olması nedeniyle, görsel ve genel intiba bakımından da benzer bulunmadığı, nispeten daha özenli bir tüketici kitlesine hitap eden, sık alınan, kolay tercih edilen mallar ile kıyaslanamayacak derecede özenli ve seçici olan 35, 39, 41, 43. sınıflardaki hizmetlerin ortalama tüketicileri için, açıklanan farkılıkların işaretleri yeterince uzaklaştırdığı, bunun yanında davalı şirket, davacı markasının tanınmış olduğu kozmetik ve .../...
kişisel bakım ürünlerinin de satıldığı “...” markasını işletme adı olarak kullanacağı bir mağaza açtığında dahi, mağazacılık hizmetinin tüketicilerinin dava konusu markayı oluşturan bu ibareyi, davacıya ait seri marka olan "..." ibareli marklardan biri olarak algılayıp, davacının "..." tanınmış markasını değişiklikler yaparak mağazacılık sektöründe kullanmaya başladığını düşünmeleri ya da iki işletme arasında idari ekonomik anlamda bir bağlantı olduğunu düşünüp yanılmalarının ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları arasında bir benzerliğin bulunmaması da dikkate alındığında davalı başvurusunun, kötü niyetli bir marka başvurusu olmadığı ve tanınmış marka korumasında dahi benzerlik bulunmasının arandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy