MAHKEMESİ:ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/10/2009 tarih ve 2008/726-2009/540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan mevduatının banka görevlisinin usulsüz işlemleri sonucunda yok edildiğini, bu nedenle davalı banka aleyhine icra takibi yapıldığını, bankanın takip dosyasına 18.149.532.201 TL yatırdığını ve kalan kısma itiraz ettiğini ileri sürerek, 21.818,26 USD'nin %6 faizi ile tahsiline, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacağın 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu sürenin de geçtiğini, davacının hesabının ... ile birlikte ortak hesap niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacının ½ oranda talepte bulunabileceğini, davacının faize faiz işleterek alacağını talep etmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin gerekli ödemeyi davacıya yaptığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 13.11.2007 tarih, 2006/6017 E. 2007/14245 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, alacağın tespiti maksadıyla yapılan bilirkişi incelemesi kapsamında davanın kısmen kabulüne, 1.609,56 USD alacağın dava tarihi olan 30.06.2005 tarihinden itibaren %6 oranını geçmemek üzere kamu bankalarınca USD üzerinden açılan 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek döviz faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.