MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 tarih ve 2013/253-2013/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen yüksek faiz ve yatırılan paraların her an geri çekilebileceği garantisi üzerine, müvekkilinden 15.07.1999 ile 01.01.2001 tarihleri arasında toplam 33.500.00 DM tahsil edilerek karşılığında davalı ... adına düzenlenmiş tahsilat makbuzlarının verildiğini ancak geri ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin zararından paranın tahsil edildiği tarihte yönetim kurulu başkanı olan davalı ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarca hisse senedi devri yapılamayacağının tespitini, yasalara aykırı şekilde kurulan taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü ve 3.500,00 DM (17.128,27 €)= 32.982,20 TL’nin en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili, müvekkilinin banka gibi çalışan, faiz vermek amacıyla para toplayan bir kurum olmadığını, davacı vekilince sunulan tahsilat makbuzlarının üçüncü kişilerce her zaman düzenlenebileceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ortak olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin en büyük hissedarı olup bir dönem bu şirketin yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, müvekkilinin davalı şirketin hak ve borçlarından şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacının davalı şirkete hissedar olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunmalar, bilirkişi raporu ve tahsilat makbuzu asıllarına göre, davacının davalı şirkete toplam 33.500,00 DM’yi ortak olmak amacıyla yatırdığı, ancak davalı şirket kayıtlarında davacının ortaklığına rastlanmadığı, makbuzlarda imzası bulunan şahısların davalı şirket adına hareket eden kişiler olduğu, davalılarca alınan bu para karşılığında hisse verildiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalı şirketin dava tarihi itibarı
ile 35.529,17 TL zenginleştiği, davalı ... hakkında açılmış ceza davaları ve mülga TTK’nın 336. maddesi hükmü karşısında davalı şirketi iyi yönetmediği ve davacının zarara uğramasında sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 35.529,17 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.863,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy