MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/04/2014 tarih ve 2014/223-2014/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı ... A.Ş’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454'üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığını, şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken %60 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kurulda ana sözleşmenin 10'uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul toplantı çağrısının usule uygun şekilde yapıldığını, tüm pay sahiplerinin toplantıda hazır olduğunu, genel kurul toplantı ve karar nisaplarının tespitinde 6762 sayılı Kanun'un 388'inci maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini, davacı şirkette imtiyazlı hisse senedi bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 17.01.2014 tarih, 2013/16479 E.-2014/1014 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile ... San. Tic. A.Ş'ye yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmış olup, paylarının 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesi ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı TTK'nın 454. madde düzenlemesi dikkate alındığında imtiyazlı pay sahibinin genel kurulda alınan kararın iptali amacıyla TTK'nın 445. maddesinde düzenlenen süre içerisinde iptal davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, davacı şirketin gerek ana sözleşmenin ilk halinde ve gerek ana sözleşmenin son halinde yönetim kurulunda yer alan diğer yönetim kurulu üyesi ile birlikte müştereken davalı şirketi temsil etme yetkisinin bulunduğu, davacının temsildeki yetkilerinin bertaraf edilmesinden veya imtiyazlı pay sahibinin hakkının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği, dava konusu 07.08.2012 tarihli genel kurulun 2. ve 3. gündem maddelerinin iptalini gerektiren şartların bulunmadığı, genel kurulun 4. maddesinde de kararların oybirliği ile alınmış olduğu ve davacı şirketin bu kararlara yönelik olarak da iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy