MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/07/2013 tarih ve 2012/550-2013/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu iddiası ile davalı tarafça dava dışı şirkete kullandırılan krediler dolayısıyla kredi borçlarının ödenmesi için müvekkiline ihtarname gönderildiğini, ticari hayatında ve bankalardaki sicilinde sıkıntı olmaması bakımından müvekkilinin talep edilen 19.286,00 TL borcu ihtirazi kayıt koymak suretiyle ödediğini, müvekkilinin davalının kredi borçlusu olan şirketteki ortaklığına 04.04.2005 tarihinde hisselerini devretmek suretiyle son verdiğini, bu tarihten önce müvekkilinin kefil olduğu 24.000,00 TL tutarlı taşıt kredisinin tümüyle ödenerek tahsil edildiğini, hisse devrinden sonra 2007 yılında kullandırılan ve müvekkilinin imzası bulunmayan kredi sözleşmesi dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin boçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın dava dışı şirket ve ortaklarına ihbar edilmesi gerektiği, dava dışı şirket ile 24.03.2005 tarihli ve 13.08.2007 tarihli 2 adet genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davacının 24.03.2005 tarihli ilk sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, genel kredi sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında ticari ilişkinin yanlızca bir kredi kullanımı için kurulmadığını, ikinci kredi sözleşmesinin imzalanmasının ilk sözleşmeyi hükümsüz hale getirmediği, davanın kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin belirsiz süreli ve çerçeve sözleşme niteliğinde olup, hisse devrinin ve kefaletin sona erdiğine ilişkin herhangi bir bildirimin yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ortaklıktan ayrıldıktan sonra dava dışı şirket ile banka arasında yeni bir sözleşme
imzalandığı, bu sözleşme uyarınca ödenmeyen kredi borcu için ihtirazi kayıtla ödeme yapan davacının talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 19.186 TL'nin 27.03.2009 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 982,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.