MAHKEMESİ : ...FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2012 gün ve 2010/101-2012/72 sayılı kararı onayan Daire’nin 10/03/2014 gün ve 2014/2403-2014/4597 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketlerinin 1980 yılından beri otomotiv yedek parçalarının üretimi ve satışı alanlarında faaliyet gösterdiğini, bu ürünlerin Türkiye dâhil dünyanın pek çok ülkesinde pazarlandığını, davalının müvekkili şirkete ait olan “...” ibareli markayı haksız olarak tescil ettirdiğini, davalı tarafından yapılan tescilin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin oto tamir ve onarımı alanında hizmet verecek şirket faaliyetlerinde kullanılmak üzere “...” markasını tescil ettirdiğini, davacının Türkiye’de korunan marka hakkının mevcut olmadığını, davacının markasının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraf markalarının aynı sınıfta tescilli olduğu, davacının davalının markasının başvuru tarihi olan 27.01.2009 tarihinden çok daha önce Türkiye’de ticari faaliyette bulunduğu, ihtilaf konusu markanın davacı adına İtalya’da 09.01.1987 tarihinde “taşıtlar için karoser, şase, saç aksam” bakımından 12. sınıfta tescil edildiği, gerçek hak sahibinin davacı olduğu, davalının başvuru tarihi olan 27.01.2009 tarihi itibariyle davacının ... dışında tescilli markasının Paris Sözleşmesi’nin 1.mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, davalının markası ile davacının markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalının marka tescilini yaptırırken kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 10.03.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy