MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/10/2013 tarih ve 2012/190-2013/704 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 06.02.1999 tarihinde davalı şirkete 29.735 DM yatırdığını, karşılığında 03.03.2000 tarihli hisse senedi aldığını, parayı davalı şirkete güvenerek yatırdıklarını, kar payı talep etmelerine rağmen kendilerine ödemede bulunulmadığını, yurt dışındaki .... şirketinin paravan olduğunu ileri sürerek, 14.900 Euro paranın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ... şirketinden hisse senedi aldığını, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elinde bulunan hisse senetlerinin . ait olduğu, davalı .. merkezi ...’da bulunan ve ... Ticaret Sicil’ine kayıtlı bir şirket olduğu, ve ... Ticaret Sicilinde böyle bir şirket kaydının olmadığı, her iki şirketin farklı şirketler olduğu ve davacının yanlış şirkete husumet yönelttiği gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin salt mahkeme kararının gerekçesine yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı şirketin, dava konusu edilen alacaktan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirket yöneticileri hakkında açılan ceza dava dosyalarıaporları ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak tespiti mümkün olacağı gibi davalı şirketin yurtdışında kurulan ... ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğu da aynı şekilde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecektir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bu hususlar değerlendirilmeden yazılı gerekçeyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak 11.07.2013 tarihli oturumda davacı vekili bilirkişi incelemesine gerek olmadığını beyan ettiği gibi 31.10.2013 tarihli oturumda da bilirkişi incelemesi için mahkemece takdir edilen masrafı yatırmayacağını imzalı beyanıyla bildirmiş olup davacı iddialarının araştırılması bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden bu durumda mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiği değişik gerekçesiyle gerekçe değiştirilmek suretiyle hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin salt mahkemenin gerekçesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklandığı şekilde mahkeme gerekçesinin değiştirilmek suretiyle kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 08,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.