MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/02/2013 tarih ve 2012/360-2013/77 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili (asıl kararı ve tavzih kararındaki vekalet ücreti yönünden tavzih kararını), davalı vekili (asıl karar ve tavzih kararını) tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında başlattığı bonodan kaynaklanan icra takibi nedeniyle müvekkilinin oğlu tarafından gayrımenkulünün kamulaştırma bedeli alacağının davalıya temlik edildiğini, davalının 173.500,00 TL kamulaştırma bedelini tahsil etmesine rağmen, bunu icra dosyasına bildirmediğini ileri sürerek, icra dosyasına karşılık müvekkilince 173.500,00 TL ödendiğinin tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin beyanı doğrultusunda icra dosyasına tahsilatın bildirildiğini, davanın konusuz kaldığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne verilen 24.08.2012 havale tarihli dilekçe ile 173.500,00 TL'nin haricen tahsil edildiğinin bildirildiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, kötü niyet tazminatının reddine, vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücreti yönünden tavzih isteminde bulunulması üzerine, mahkemece, dava açıldığı tarihte haricen tahsil edilen 173.500,00 TL'nin davalı tarafça icra dosyasına henüz bildirilmemiş olduğu, davacının dava açtığı tarihte hukuki yararının bulunduğu, vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerektiği halde sehven vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verildiği gerekçesiyle, tavzih isteminin kabulü ile hükümdeki vekalet ücretine ilişkin kısmın "davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine" şeklinde tavzihine karar verilmiştir.
Davacı vekili asıl kararı ve tavzih kararındaki vekalet ücreti yönünden tavzih kararını, davalı vekili ise asıl karar ve tavzih kararını temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin asıl karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nın 305 maddesinde, "hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını, veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini talep edebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği" düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, 22.03.2013 tarihli asıl kararda hiç bir gerekçe açıklanmadan 7.430,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verilmiş iken, 10.06.2013 tarihli tavzih kararında, dava açıldığı tarihte davalı tarafça icra dosyasına haricen tahsil edilen paranın henüz bildirilmediği, davacının dava açtığı tarihte hukuki yararı bulunduğu, davalı tarafın dava açtıktan sonra haricen yapılan tahsilatı icra dosyasına bildirdiği dikkate alınarak belirlenen vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerekirken sehven vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verildiği gerekçeleri açıklanarak tavzih talebinin kabulü ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 10.06.2013 tarihli vekalet ücretine ilişkin tavzih kararı, açıklanan gerekçe de dikkate alındığında HMK'nın 305/2 maddesinde öngörülen hükmün değiştirilmesi niteliğinde olup, tavzih yoluyla da hükmün değiştirilmesi mümkün bulunmadığından kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin, tavzih kararında yarım değil tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki tavzih kararındaki vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; tavzih kararındaki bozma sebep ve şekline göre incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl karara yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan 22.02.2013 tarihli asıl kararın ONANMASINA, davalı vekilinin 10.06.2013 tarihli tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 10.06.2013 tarihli tavzih kararının davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tavzih kararındaki vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.