MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.11.2011 gün ve 2010/535-2011/403 sayılı kararı onayan Daire’nin 28.03.2014 gün ve 2013/17129-2014/6130 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sigorta acentesi olarak görev yaptığını, müvekkilinin ise trafik takip bürosu işlettiğini, abisi olan dava dışı ...'ın da kendisine yardımcı olduğunu, trafik takip işleri yapanların komisyon karşılığında poliçe düzenlediğini, tahsil ettiği primlerden komisyonlarını mahsup ettikten sonra kalanını acente hesabına gönderdiklerini, acentelerin de teminat amaçlı olarak bono aldığını, müvekkilinin abisi Yılmaz'ın bir süre davalı ile çalıştığını, kendisine teminat amaçlı bono verdiğini, yaptığı her sigorta işlemi için davacının banka hesabı üzerinden '... sigorta borcu için' ibaresini yazarak davalıya EFT yaptığını, sonradan ...'ın bononun iadesini talep ettiği halde davalının bunu kabul etmediğini, davacının abisi hakkında icra takibi yaptığını, açılan menfi tespit davasında davalı tarafın, ödeme dekontlarının bonoyla ilgisi olmadığını, ...'ın borcu için ödemelerin yapıldığını belirttiğini, davalı ile aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmaması ve davalının menfi tespit davasındaki beyanı karşısında yapılan ödemelerin müvekkiline iadesi gerektiğini, davalının yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında tali acentelik sözleşmesi bulunduğunu, poliçe tanzim edildikten sonra primlerin müvekkili hesabına havale edildiğini, bu davada iadesi istenen paraların da bunlardan kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalıya yapılan ödemelerin kaynağına ilişkin belge ibraz edilmediği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy