Taraflar arasında görülen davada verilen 12/04/2012 tarih ve 2009/107-2012/181 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...'in %10 hissedarı ve münferiden temsil yetkisini haiz müdürlerinden bir tanesi olduğunu, bu şirketi temsile yetkili diğer kişi olan davacının hissedar ve yönetici olduğu şirketin ticari faaliyetlerinde kötü niyetli ve tek taraflı hareket ettiğini, tarafından eşi ile birlikte kurulan şirketin ünvanının “” olarak değiştirildiği, ticari faaliyet alanının da davacının ortak olduğu şirketin ticari faaliyet alanı ile aynı alana çekildiğini, 'in davacı şirketin müşterilerinden sanki yeni bir şirket kurmamışlar gibi mailler atarak para tahsil etmeye çalıştığını ve haksız rekabet ortamı yaratıldığını ileri sürerek davalı şirket tarafından kullanılan “” ibaresinin kullanılmasının haksız rekabet teşkil edeceğinin tespitine, davalı şirket tarafından kullanılan bu ibarenin ticaret unvanından terkinine, davalı şirketin yaratmış olduğu haksız rekabet ortamı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 9.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ve davacı şirketin ünvanlarının yanlış yazıldığını ve açılmış bir dava bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, fesih ve tasfiyesine karar verilen davacı şirket aleyhine haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceği, davalı şirket unvanında çıkarılması istenilen ibaresinin davacı şirketin ünvanında yer almadığı, davacı şirketin 2008 ve 2009 yıllarında zararda olduğu ve iktisadi rekabet gücünün bulunmadığı, mevcut dava ile davalı şirketin unvanının değiştirildiği tarih arasında iki hafta kadar bir süre bulunmakla haksız rekabetin koşullarının da bu kadar sürede oluşamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı ...'in işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sonucu itibariyle doğru hükmün bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün yukarıda anılan gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.