MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 33. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2014 tarih ve 2013/107-2014/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların ... Baskı A.Ş'nin ortağı ve yönetim kurulu üyeleri olduğunu, müvekkilince yapılan işe karşılık ... Baskı A.Ş. tarafından 31.10.2008 tarihli 7.000,00 TL bedelli çekin müvekkiline verildiğini, çekin ödenmemesi üzerine müvekkilince icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu şirketin ...8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/644 Esas sayılı dosyasında iflas erteleme kararı alarak icra takibini durdurduğunu, borcun kaynağı çekin karşılıksız olması nedeniyle davalılar hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan ceza davası açıldığını, bu dava sırasında davalıların 5941 sayılı Yasa'dan istifade etmek üzere 25.03.2010 tarihli ödeme taahhüdünde bulunduklarını, ancak karşılıksız çek keşide etmenin yapılan yeni düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması sonrasında açılan ceza davasının düşürüldüğünü, davalıların bu dosyada verdikleri taahhüdü de yerine getirmediklerini ileri sürerek davalıların şirket ortağı olarak şirket borcunu ödemeyi taaahüt ettikler 25.03.2010 tarihli taahhütname gereği alacağın avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taahüdün verildiği tarihlerdeki yasal düzenlemeler uyarınca şirket adına verilen çekin karşılıksız çıkması durumunda tüzel kişi yerine ortakların yargılandığını, müvekkillerinin de böyle bir yargılama sırasında şirket adına hareketle taahhütte bulunduklarını, taahhüdün kefillik ya da müteselsil borçluluk anlamına gelmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu taahütnamenin davalıları borcu üstlenen, kefil, ya da müteselsil borçlu konumuna getirdiğinin kabul edilemeyeceği, davalıların temsilcisi bulundukları dava dışı şiket adına hareket ile yasa gereği ve cezai yargılamadan kurtulma amaçlı olarak taahüt verdikleri, şirket adına verilen taahhüdün yerine getirilmemesi nedeniyle davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy