MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/609-2014/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadaki hesabında bulunan 1.000,00 TL ile 1.500,00 USD paranın bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı yoluyla üçüncü kişilerin hesabına aktarıldığını, davalı bankanın gerekli güvenlik önemlerini almadığından kusurlu olduğunu ileri sürerek, hesabından çekilen paranın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı bankada bulunan bireysel hesabından davacının bilgisi ve rızası dışında internet üzerinden dolandırıcılık yoluyla 18/04/2007 tarihinde 1.000 TL ve 1.500 Amerikan Doları'nın başka bir şahsa havale yapılmak suretiyle çekildiği, gerekli güvenlik sistemini kurmayan bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, güven kurumu olan davalı bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle, 1500 USD doları alacağın dava tarihindeki en yüksek döviz faiz oranları uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekirken, mahkemece yabancı para alacağının dava tarihindeki en yüksek döviz faiz oranları uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasının gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan '' 1500USD doları alacağın dava tarihindeki en yüksek döviz faiz oranları uygulanmak suretiyle'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ''1.500 USD alacağın 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranları uygulanmak suretiyle,'' ibaresinin eklenmesine, kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.