MAHKEMESİ: ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/04/2014 tarih ve 2010/178-2014/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin... mirasçıları olduğunu ve sanatçının pek çok eserinin bulunduğunu, davaya konu ettikleri “...” adlı eserin sahibi olduğunu, söz ve müziğin...’a ait olduğunu, sağlığında okuduğunu, plak ve kasetlere kaydedildiğini, Minareci Plaktan çıkan kaset kapak fotokopisini eklediklerini, 2000 yılında... Müzik etiketi ile albümün yayınladığını müvekkillerinin murisinin mali ve manevi haklara sahip olduğunu, müvekkillerinden Gülistan Bektaş’ın diğer mirasçıların temsilcisi olarak...’a 14 Aralık 1999’da kaydolduğunu, davalılardan... Müzik firmasınca çıkartılan “...” adlı albümde “...” isimli eserin davalı ...’ca okunduğunu, öğrenince bu davayı açtıklarını, davalıların müvekkilinden izin almadığını, eseri orijinalinden farklı bir tarzda bestelediklerini, eser sahibinin adının CD ve kaset kapaklarına yazılmadığını, içindeki kartonete söz..., beste ... olarak yanıltıcı biçimde umuma arz edilip, çoğaltılıp, yayıldığını böylece müvekkillerinin FSEK 14, 15, 21, 22, 23, 24, 25 maddelerdeki haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, dava konusu eserle ilgili hak sahibi olmayan ödemelerin bloke edilmesini, halen bandrol alınmaya devam edildiği için sonraki bandrollerde eser sahibi adının derc edilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde mevcut haliyle çoğaltılıp yayılmasının men edilmesini FSEK'in 68. maddesine istinaden her bir mirasçı için 1.000 TL olmak üzere rayicin 3 katı bedelin ayrıca temin edilen karın da müvekkillerine ödenmesini FSEK'in 70. maddesi uyarınca her bir mirasçı için 1.000 TL olmak üzere manevi tazminatın, davalıların kötü niyetli olmaları, eser sahibinin de kişilik haklarını ihlal etmeleri nedeniyle her bir mirasçı için 500 TL tazminata hükmedilmesini, hüküm altına alınan tazminatlara 07.06.1999’dan itibaren reeskont faizi uygulanmasını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında, davalı ... hakkındaki davayı takip etmediklerini belirtmiştir.
Davalı... Müzik Ltd. Şirketi vekili, davanın tüm mirasçılarla birlikte açılması gerektiğini, müvekkili firmanın telif haklarına saygılı olduğunu, bu konularda azami dikkat gösterdiğini, mirasçılara ulaşamadığında gazetelere ilan vererek hak sahibini aradığını, arşiv niteliğindeki albümler bakımından konuya hakim etno-müzikoloklardan görüş aldığını, davacıların tutarsız ve çelişik beyanlarda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından; “...” adlı eserin yorumcusu ... olan... Ltd. tarafından çıkarılan CD ve kaset şeklindeki “...” adlı albümde kullanıldığı tartışmasız biçimde kanıtlandığı,...’ın verdiği yanıta göre bu eserle ilgili olarak Aşık... adına 99,73 TL telif ücreti tahsil edilip ödendiği, bununla birlikte, davalı müzik şirketi eser sahibini ismen belirtmediği gibi çoğaltma ve yayma için FSEK'de ön görülen yazılı izni almadığı, etnomüzikolog bilirkişinin raporunda, "..." adlı müzik eserinin albümdeki haliyle farklı ve özgün olduğunu, öte yandan, söz konusu kaset ve CD içeriği müzik eserlerinde (gerek davacının, gerekse davalının) isimlerinin yer alması nedeniyle bu eserler için anonimlikten söz edilemeyeceğini belirttiği, gerek ana rapor gerekse ek rapor ile davacıların murisinin eser sahipliği ve mali, manevi hakların ihlali konularının belirlendiği, eser sahibi mirasçılarının çoğaltma ve yayma haklarının ilgili eser bakımından ihlal edildiği, umumi arz manevi hakkının ihlal edildiği, ancak, davacı murisinin halk müziği eseri olan güftede eser sahibi olduğu, en azından kaynak kişisi olduğu, etnomüzikologun raporu ile sabit olduğu, bu bakımdan, telif hakkı korumasına da layık olduğu, bilirkişi kurulunun rayiç tazminat değeri olarak belirttiği 1.000 TL'nin dosya bakımından haksız eylemin nitelik ve boyutlarına, arz ettiği özelliklere uygun bulunduğu, buna göre, anılan eser için eser sahibinin FSEK 68. madde kapsamında talep edebileceği, sözleşme yapsaydı isteyebileceği bedelin 1.000 TL olduğu ve 3 katının 3.000 TL olduğu, davalı yapımcının "..." adlı albümde müzik eserinin güftesinin Aşık... olduğunu gösterdiği, bu bakımdan, isim ihlaline ilişkin manevi hak tecavüzünün kanıtlanamadığı, ancak, mirasçıların izni olmadan çoğaltma yayma yapılmış olması nedeniyle umuma arz konusundaki yetkinin ihlal edildiği, bu bakımdan, uygun bir manevi tazminata da hükmetmek gerektiği, davalı eyleminin eser sahibinin kişilik haklarını ihlal ettiği iddiası ve bağlı tazminat taleplerinin ise uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin "..." adlı albümde davacıların murisi eser sahibine ait müzik eserini izinsiz olarak çoğaltıp, yaymak suretiyle mali ve manevi haklarının ihlallerinin men edilmesine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, FSEK'in 68. maddesi uyarınca 3 kat olarak hesaplanan 3.000 TL maddi tazminatın 07/06/1999 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle eser sahibinin dosyada mevcut ... 7. SHM'den alınan 95/1140-96/22 sayılı veraset belgesindeki payları oranında ödenmesine, 3.000 TL manevi tazminatın 07/06/1999 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle eser sahibinin dosyada mevcut ... 7. SHM'den alınan 95/1140-96/22 sayılı veraset belgesindeki payları oranında ödenmesine, FSEK'in 78. maddesi uyarınca, karar kesinleştiğinde kararın ulusal çapta yayın yapan bir gazetede özet olarak ilanına, 3 ay içinde ilan istenmediği takdirde ilan hakkının düşeceğine, giderin davalı yana yüklenmesine, kişilik haklarının ihlaline ilişkin tazminat davası sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki 2 ve 3 numaralı bentlerin kapsamı dışında... sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildikten sonra hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, eser işletme belgesinin alındığı tarihten itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan mahkemece davacı taraf yararına maddi tazminata hükmedilmişse de, tazminatın hesabında taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi bulunduğundan hareketle sonuca gidildiği göz önüne alınmak suretiyle, hükmün ilanına karar verilemeyeceği dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesi havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü H.U.M.K.'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacılar vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve
1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nun 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir.
Davacılar vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılar'a iadesine, alınmadığı anlaşılan 123,60 TL temyiz başvuru harcının ve 25,20 TL başvuru ilam harcının davalıdan alınmasına, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.