MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2014 tarih ve 2013/104-2014/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin 28.12.2013 tarihli olağanüstü genel kurulu çağrısının usulüne uygun yapılmadığını, taahhütlü mektup gönderilmediğini, bu nedenle müvekkilinin ve bir kısım hissedarın toplantıdan haberdar olmadığını, çağrı metninde hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin toplantıya giriş kartı alma süresinin ve hisse senetlerinin depo edilmesi kuralının Kanuna aykırı olarak ilan edildiğini, gündemde bahsi geçen inceleme raporunun hissedarlara gönderilmeyip incelemeye amade tutulmadığını ileri sürerek 28.12.2012 tarihli olağanüstü genel kurulun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse alımı ve sermaye artırımları sonucunda Develey firmasının davalı şirkette %99,76 oranında hakim hissedar hale geldiğini, geri kalan %0,24 hissenin davacının da aralarında bulunduğu diğer ortaklara ait olduğunu, iptali istenen genel kurulun usulüne uygun toplandığını, davacının da toplantıya katıldığını, hamiline yazılı pay sahibi olan davacının güncel adresinin müvekkilinde bulunmadığını, gerekli ilanların yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirkette %0,006 oranında pay sahibi olduğu, genel kurul toplantısına vekili vasıtasıyla iştirak ederek muhalefet şerhi koyduğu, davacının vekili aracılığı ile toplantıya iştirak etmesi sebebiyle bir hakkının engellenmesinin söz konusu olmadığı, çağrının usulsüz yapıldığı iddiasına dayanamayacağı, defterlerde payına ilişkin kaydı bulunmayan davacının şirkete adres ve bilgilerini bildirmediği, taahhütlü bir mektupla TTK'nın 414/1. maddesi hükümüne göre çağrı yapılmasının beklenemeyeceği, yerleşik içtihatlarda çağrıdaki usulsüzlük halinin ancak ortağa toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiği, yasaya aykırı çağrı yapılmasının butlan nedeni olarak kabul edilemeyeceği, şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından 27.12.2012 tarihinde genel kurul kararından bir gün önce özel rapor düzenlendiği, özel raporun TTK'nın 437/1. maddesinde sayılan belgelerden sayılmayacağı,
ibra kararının 2.441.534.419 kabul oyuna karşılık 153.180 red oyuyla alındığı, sadece % 0,006 pay oranına sahip olan ortak davacıya özel rapor inceletilse dahi yine karar sonucunun değişmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.