MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.07.2013 tarih ve 2013/214-2013/691 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, taksitleri ödemede güçlüğe düşmesi üzerine icra takibi yerine muvafakatı dışında emekli maaşına el konulduğunu, müvekilinin kredi çekerken verilen muvafakatın sonuçlarını anlamasının mümkün olmadığını, emekli maaşının haczi için önceden yapılan anlaşmanın geçersiz olduğunu ileri sürerek, emekli maaşına yapılan müdahalenin men'ini ve haksız yapılan kesintinin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının maaş hesabı üzerinde müvekkili banka tarafından konulan bir haciz ya da bloke bulunmadığını, davacının yazılı muvafakatı üzerine maaşından kesinti yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kesintinin sebebinin banka tarafından konulan bloke değil, taraflar arasında imzalanan tüketici kredisi ve rehin sözleşmesinin 8, 11, 12 ve 14. maddeleri ile kredi genel sözleşmesine ilişkin bilgilendirme notunun 1, 2 ve 3. maddeleri olduğu, bu hükümlerin TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen "Genel İşlem Koşulları"na aykırı ve bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının maaşına yapılan müdahalenin önlenmesine, davacıdan yapılan haksız kesintilerin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin davacının maaşına yapılan müdahalenin önlenmesine ilişkin karara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Haksız kesintilerin iadesi kararı yönünden temyiz incelenmesine gelince; dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış, bunların arasında (ğ) bendinde "açık bir şekilde talep sonucu" da belirtilmiştir. HMK'nın 119/2. maddesinde ise "Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili müvekkilinin maaşından yapılan kesintilerin iadesini de talep etmiştir. Ancak, davacının maaşından haksız yere yapılan kesintinin miktarının, dolayısıyla maaştan davalı yanca yapılan kesinti sebebiyle istenen alacak miktarının belirtilmediği, dava konusunun değerinin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 119/2. maddesi uyarınca işlem yapılarak davacı tarafa açık bir şekilde talep sonucunun açıklattırılması, dava değerine göre peşin harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi, daha sonra bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken bu hususların gözetilmemesi ve HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olarak, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar yönünden tereddüt uyandıracak ve infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, davacının maaşına yapılan müdahalenin önlenmesine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün usul ve kanuna uygun bulunan bu kısmının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün, haksız kesintilerin iadesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.