MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/06/2013 gün ve 2012/291-2013/123 sayılı kararı onayan Daire’nin 14/05/2014 gün ve 2013/18138-2014/9236 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... markası ve ürün kompozisyonu ve ambalajıyla benzer ambalajın davalı tarafından piyasaya çıkarılan deodorant ürününde kullanıldığını, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini,yine davalının “...” ibareli markası ile müvekkilinin “...” markası arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve davalı adına tescilli 2010/07838 nolu “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 2006 yılında kurduğunu, taraf markaları arasında iltibasa yol açıcı benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasının tescili sırasında davacı tarafından yapılan itirazın TPE'ce reddedildiğini, ayrıca dava konusu ürünlerde bulunan kapak tasarım tescilinin müvekkiline ait bulunduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraf markaları arasında görsel, anlamsal ve işitsel anlamda benzerlik bulunmadığı, bu nedenle orta derecede dikkatli tüketicinin markanın orjinini karıştırma ihtimali bulunmayıp markanın bütünsel izlenimi farklı olduğundan markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talebin reddi gerektiği, tescilli markanın kullanımı marka haklarına tecavüz oluşturmadığından ve davalının markasını tescile uygun kullandığından marka haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin de reddi gerektiği, taraf markalarının kullanıldığı ambalaj ve ürün kutularının gerek model olarak gerekse ebat olarak aynı ebatta oluşu nedeniyle oluşturulan bu bütünsel benzer kompozisyon nedeniyle tüketicinin ürünün orijinini karıştırma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespit ve önlenmesine, fazlaya dair istemin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.05.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 13/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy