MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2014 tarih ve 2014/58-2014/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalılardan ...'ün de davalı şirketin diğer ortağı olduğunu, esasen müvekkili ile davalı ...'ün önceleri karı koca olup boşandıklarını, davalı şirketin de aile şirketi olarak kurulduğunu, müvekkilinin şirketin son 6-7 yıl itibariyle hiçbir genel kuruluna katılmadığını, şirketin kar zarar veya akçe ödemesi şeklinde bir mali işlerine dahil olmadığını, daha önceki toplantılarda da müvekkilinin sanki toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, önceki yasa döneminde tek ortaklı Ltd. Şti. kurulması olanaklı olmadığından kendisinin ortaklığa dahil edildiğini, ancak yeni TTK'nın 636 maddesi hükümleri gereğince şirketin haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşması halinde fesih talep edebileceği gibi, fesih isteyen ortağının payının da gerçek değeri üzerinden ödenmesi suretiyle şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilebileceğinin öngörüldüğünü, şirketin 03/11/2009 tarihinden bu yana son 5 yıldır hiç genel kurul toplantısı yapmadığını, bu husususun haklı neden teşkil ettiğini, ancak müvekkilinin amacının şirketi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek veya şirket işleyişini bozmak şeklinde bir iradesinin olmadığını ileri sürerek, öncelikle müvekkiline herhangi bir kar veya pay karşılığı gerçek bedel alması söz konusu olmaksızın ortaklıktan çıkartılmasına, aksi taktirde şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle müvekkillerinden ...'ün davada taraf sıfatının olmadığını, dolayısıyla ... yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini, diğer davalı şirket yönünden açılan davada ise; haklı neden olarak ileri sürülen şirket genel kurulunun 2009 yılından bu yana yapılmaması olgusunun doğru olmadığını, zira 14/02/2011 tarihinde resmi gazetede yayınlanan değişiklik TTK'nın 580. madde hükmü gereğince Ltd. Şti'nin sahip olmaları gereken en az sermaye tutarının 10.000,00 TL olarak ön görüldüğü ve sermayesi eksik olan şirketlere 14/02/2014 tarihine kadar sermaye artışına gitmeleri için süre verildiğini, aksi taktirde şirketin infisah etmiş sayılacağının düzenlendiğini, bu nedenle müvekkili tarafından gerekli sermaye artışının yapılması için 13/01/2014 tarihinde ortaklara çağrı yapıldığını ve şirketin 14/02/2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için çağrı yapıldığını ve davacının bu toplantıya çağrıldığı halde gelmediğini, zaten davacının şirketin 2009 yılından bu yana müdürü olup, toplantıya çağırma yetkisinin de kendisinde bulunduğunu, davacının eldeki davayı sırf şirketin SGK'ya olan borçlarını ve ek ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemek üzere açtığını, davacının
şirketin iş bilgisi ve birikimini başka bir şahısla ortaklık yaparak rekabet yasağını çiğnediğini, şirket sırlarını korumadığını, şirketin faal bir şirket olduğunu, davacının şirket ortaklığından ayrılmasını gerektirir hukuki bir nedenin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davaya konu olan şirketin iki ortaklı Ltd. Şti. olup, şirketin %55 hissesinin ...'e, %45 hissesinin davacı ...'a ait olduğu, tarafların boşandıkları ve tarafların boşanma davasıyla aralarında husumet olduğu ve şirketi eski duruma göre mevcut iki ortak olarak sürdürmenin mümkün olamayacağı, şirketin haklı sebeplerle fesih davası şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının davasının davalı şirket yönünden kabulü ile, davacının ... Plastik Makineleri İmalat ve Ticaret Limited Şirketindeki şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı şirket ortağı ortaklık gerçek pay değerini istemediğinden bu yönde hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davalı şirketten peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy