Taraflar arasında görülen davada verilen 03/04/2014 tarih ve 2013/189-2014/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kendilerine ait markayı kullanarak sahte ürün satıldığını ve bu şekilde 556 sayılı muhalefet suçunun işlendiği iddia edilerek müvekkili şirket aleyhine şikayette bulunduğunu, asılsız şikayet nedeniyle müvekkilinin iş hacminin daraldığını ve ticari itibarının sarsıldığını ileri sürerek; 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Davacı şirket aleyhine şikayette bulunduklarını, başlatılan soruşturma neticesinde davacı şirket yetkilileri hakkında verilmiş ise de; şikayet öncesi gerekli araştırmayı yaptıklarını, davacı şirketin kendilerine ait markayı kullanarak sahte ürünler sattığını tespit ettiklerini, şikayet hakkını kötü niyetle kullanmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın 556 sayılı KHK'dan kaynaklandığı dolayısıyla görevine girdiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy