MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan)... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/05/2014 tarih ve 2013/509-2014/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 14.12.2009 tarihli ... müşteri temsilciliği sözleşmesi uyarınca davalının gayrimenkul danışmanı olarak çalıştığını, sözleşmenin 4/9 maddesi gereğince davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ve bitiminden itibaren 2 yıl içinde aynı ilçe sınırları içinde bu sözleşme konusu işi yapması halinde 20.000 USD cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, davalının müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği mahallede bir ofiste çalışmaya başladığını ve bu süreçte yaptığı bir kiralama işlemine ilişkin olarak aldığı 5.000 TL değerindeki senedi müvekkiline teslim etmediğini, müşteriden tahsilat yaparak haksız kazanç sağladığını, davalının sözleşmenin 7. ve 4/9 maddelerine aykırı hareket etmesi nedeniyle cezai şartın dava tarihindeki TL karşılığı olan 36.866,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının cezai şart talebini 14.12.2009 tarihli sözleşmenin 4/9 ve 7. maddelerinde kararlaştırılan hükümlere aykırılık iddiasına dayandırdığı, 4/9. maddede sözleşmenin sona erdirilmesinden sonra 2 yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde bir başka şekilde bağlı işi bu sözleşmenin geçerli olduğu sınırlar dahilinde yapamayacağının kararlaştırıldığı, Anayasa' nın 48. maddesi uyarınca herkes çalışma hürriyetine sahip olup, davalının daha önce çalıştığı ilçede sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile mesleğini icra edememesi bir rekabet etmeme koşulu değil, kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğundan davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bu hüküm ve dolayısıyla da buna dayalı cezai şart koşulu geçersiz olmakla, davacının sözleşmenin 4/9. maddesine istinaden talep ettiği cezai şartın da geçersiz olduğu, davacının, davalını görev yaptığı süre içerisinde yaptığı bir sözleşmeye ilişkin olarak 5.000 TL değerindeki senedi sözleşmeye aykırı olarak üzerinde tuttuğu, bilahare senedi müşteriden tahsil ederek haksız kazanç sağladığı ve bu durumun sözleşmenin 7/c bendine aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek de cezai şart talep etmiş ise de, davalının sözleşmenin 7. maddesine aykırı hareket ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy