MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2014
NUMARASI : 2010/145-2014/279
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.05.2014 tarih ve 2010/145-2014/279 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.10.2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalılardan A.. B.. ve N.. E.. vekili Av. N.. T.., davalılardan Z.. A.. ve T.. A.. vekili Av. S.. G.. ve asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. B.. D.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl davada, müvekkillerinin büyükbabaları H.. K..'den vasiyetname ile miras kalan E. Sanayi A.Ş.'ne ait hisse senetlerini "talep ve teslim almaya, bu hisse senetlerinin temettülerini talep ve teslim almaya" babaları Z. K.'yi 18.01.1999 tarihli vekaletname ile yetkilendirdiklerini, müvekkillerine ait hisse senetlerinin E. Sanayi A.Ş. tarafından hamiline düzenlenerek Z. K.'ye teslim edildiğini, Z. K. tarafından bu hisse senetlerinin E. Sanayi A.Ş.'de yönetici olan M.. E.. ile kızı Z. E. A. ile damadı T.. A..'a müvekkillerinin haberi olmaksızın hukuka aykırı olarak devredildiğini, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu bu devir işlemi geçersiz olup, sözkonusu hisse senetlerinin mülkiyetinin davalılara geçmediğini ileri sürerek, müvekkillerine ait hisse senetlerinin davalıların zilyetliğinde ise tüm ferileriyle birlikte davacılara iadesini, şayet hisse senetleri iyiniyetli 3. kişelere devredilmiş ise geçersiz devir tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (24.000,00) TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, tüm hisse senetlerinin faizleriyle birlikte ticari değerlerinin tespitini talep etmiş, bozma sonrasında 09.07.2010 tarihli dilekçesi ile dava tarihine kadar davalılarca elde edilen 11.704,00 TL temettü ile 34.000,00 TL nominal değerli hisse senedinin piyasa değeri olan 155.016,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş harcını tamamlamıştır. Asıl davaya ilişkin kararın bozulmasından sonra açılan birleşen davada, ilk davanın açıldığı 19.09.2002 tarihinden sonra müvekkilirine ait hisse senetlerine bağlı olarak davalılar tarafından alınan bedelsiz hisse senetlerinin miktarının ve piyasa değerinin tespiti, davalıların müvekkillerine ait hisse senetleri için aldıkları temettü miktarının tespiti, bunlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş, 02.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ve 17.04.2012 tarihli açıklama dilekçesinde ıslah edilen ek davada 34.972,00 TL temettünün ticari faizi ile birlikte ve bedelsiz hisse senetleri için 595.097 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını, müvekkillerinin Z. K.'nin bu devir işlemini yapmaya yetkili olduğu inancı ile hareket edip, hisse senetlerini satın aldıklarını, dava konusu hisse senetlerini mahkemeye ibraz ettiklerini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kasasında bulunan toplam 12.000,00 TL monimal değerli 12 adet hamiline yazılı E. A.Ş.'ye ait hisse senetlerinden başka, bilirkişiler tarafından belirlenen 40.200,00 TL nominal değerli hisse senedinin de davalı T.. A.. tarafından 25.06.2012 tarihinde mahkeme kasasına sunulduğu, davacılar vekili de bu kuponlara ilişkin temettü ödemesi yapılmadığını, 2006-2011 yılları arasında kar payı kuponlarının hisse senetlerinden ayrılarak davalılara iadesine karar verilmesini talep ettiği, asıl davanın konusu hisse senetleri 2006 yılında mahkeme kasasına sunulduktan sonra davalılarca kullanılmadığından sonrası için temettü talep edilemeyeceği, bilirkişi raporunda 46.676,00 TL olarak hesaplanan ve kasada olan hisse senetleri için hesaplanan temettü tutarı düşüldükten sonra davacılar vekilinin de kabulünde olan 41.276,00 TL temettünün davalıların miras payları oranında taksimi sonucu, davacının talep edebileceği temettü miktarlarının hesaplandığı, birleşen davada ise, davacıların asıl davada hisse senetlerinin aynen iadesini talep etmelerinden dolayı seçimlik haklarını bu yolda kullandıktan sonra ek davada hisse senetlerine ve temettülerine karşılık bedel talep edemeyeceklerinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davada 12.000,00 TL nominal bedelli hisse senedi ile 40.200,00 TL nominal bedelli bedelsiz hisse senetlerinin davacılara iadesine, 16.338,42TL temettünün Z.. A..'dan, 12.898,75 TL'nin A.. B..'ndan, 8.599,16 TL'nin N.. E..'tan, 3.439,67 TL'nin T.. A..'dan olmak üzere toplam 41.276,00 TL'nin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve asıl dava dilekçesinde temettülerle ilgili talebin “geçersiz devir tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tahsili” şeklinde olmasına rağmen mahkemece ilk kararda temettüye hükmedilirken faize hükmedilmeyip bu kararın davacılar vekilince faiz yönünden temyiz edilmemiş olmasına ve Dairemizce de bu husus bozma sebebi yapılmayarak bu konuda davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşmasına göre ve asıl davada dava konusu hisse senetlerine bağlı olarak dava tarihine kadar oluşan ve davalılara verilen bedelsiz hisse senetlerinin, birleşen davada ise asıl dava tarihinden sonra dava konusu hisse senetlerine bağlı olarak davalılara verilen bedelsiz hisse senetlerinin tespiti ile davacılara verilmesi talep olunmasına rağmen asıl ve birleşen davalardaki talepler nazara alınmayıp 40.200,00 TL nominal bedelli bedelsiz hisse senetlerinin tümünün asıl davada davacılara iadesine, birleşen davada ise anılan talebin reddine karar verilmesi doğru değil ise de bedelsiz hisse senetleri yönünden aynen ifa talebi ile elde edilmek istenen hukuk yarar bakımından kararın netice itibariyle doğru olmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki (3) nolu, davalılar vekilinin (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl davada talep, davacılara ait hisse senetlerinin davalıların zilyetliğinde ise “tüm ferileriyle birlikte” davacılara iadesi, şayet hisse senetleri iyiniyetli 3. kişilere devredilmiş ise geçersiz devir tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (24.000,00) TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde olup söz konusu hisse senetlerinin ferileri, yapılan sermaye artırımları neticesinde bedelsiz olarak ortaklara dağıtılan hisse senetleri ile temettülerin toplamıdır. Bozma ilamı uyarınca davacılar vekili 09.07.2010 tarihli dilekçesi ile temettü taleplerini 11.704,00 TL olarak somutlaştırarak harcını tamamlanmıştır. 17.04.2012 havale tarihli dilekçe ile de asıl davadaki temettü taleplerinin 11.704,00 TL olduğunu yinelemiştir. Bu itibarla, asıl davada temettü ile ilgili talep 11.704,00 TL ile sınırlı iken mahkemece, talep aşılmak suretiyle toplam 41.276,00 TL temettüye hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerektirmiştir.
3- Birleşen davada temettülerle ilgili talep, ilk davanın açıldığı 19.09.2002 tarihinden sonra dava konusu hisse senetlerine bağlı olarak davalılar tarafından alınan temettü miktarının tespiti ve bunlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsili, 02.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile ve 17.04.2012 tarihli açıklama dilekçesi ile 34.972,00 TL temettünün ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili şeklindedir. 19.09.2002 tarihine kadar oluşan temettüler fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ilk davada talep edilmiş, ilk davanın açıldığı 19.09.2002 tarihinden sonra 2006 yılına kadar oluşan temettüler ise birleşen davada talep edilmiştir. Bu itibarla mahkemece, 2002 ve 2006 yılları arası için talep edilen ve asıl davada talep edilen 11.704,00 TL'yi aşan kısmın birleşen davada hüküm altına alınması gerekirken asıl davada hüküm altına alınıp birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin harç ve vekalet ücretine ilişkin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin harç ve vekalet ücretine yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy