MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/07/2014 tarih ve 2014/276-2014/450 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 16.08.2010 tarih ve 7 O 369/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının ilk olarak posta yoluyla davalıya tebliğe çıkartıldığı ve kararın 06.09.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bilahare davacı vekilinin talebi doğrultusunda kararın yeniden ... aracılığı ile 14.04.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilen karara karşı yasal süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu ancak temyiz talebinin geçersiz olduğu ve sonradan yapılan tebliğin kesinleşen kararı ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, buna göre kararın ilk olarak davalıya doğrudan posta yolu ile tebliğ edilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy