MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/06/2013 tarih ve 2011/274-2013/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... Tic. Ltd. Şti. ticaret unvanı ile ticaret siciline kayıtlı olarak 25.01.2005 tarihinden itibaren ticari faaliyette bulunan müvekkili şirketin TPE nezdinde tescilli “...” markasının da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin ticari faaliyet alanı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin ... ibaresini ticari unvanında kullanmak suretiyle 07.08.2007 tarihinden itibaren ... Ticaret Odasına kayıtlı olarak faaliyet gösterdiğini öğrendiklerini, davalının, müvekkilinin tescilli markasını ticaret unvanında kullanmasının ticari karışıklığa yol açtığını, davalıya haksız rekabet teşkil eden bu fiillerine son vermesi için 22.06.2009 tarihinde noter ihtarnamesi çekmelerine rağmen tecavüz fiillerine devam ettiğini, davalının ... markasının tescili için yaptığı başvurusuna itiraz edildiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olduğunu belirterek davalı tarafça müvekkili şirketin tescilli ticaret unvanına ve markasına yapılan tecavüzün men'ine, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, davalı tarafın ilgili unvan ve markayı tanıtım ve kullanım vasıtalarının yasaklanmasına, hükmün ilanına, davalı taraf aleyhine 500,00 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin gerek ticaret unvanını gerekse markasını tescilli olarak kullandığını, davacının ticaret unvanında ... ve ... ibareleri arasında iddia edildiği gibi çizgi (-) olmadığını, boşluk olduğunu, her iki tarafın markaları incelendiğinde kullanılan yazı karakterleri, şekil ve renk unsurlarının birbirinden tamamen farklı olduğu gibi markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerinde de farklı bulunduğunu, müvekkilinin markası 35.sınıf mal ve hizmetler için tescilli iken davacının markasının 05. 10 ve 40. sınıf mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, davacının ana sözleşmesine göre faaliyet alanının diş sağlığı hizmetleri ile ilgili olarak ortodonti, diş hekimliği ve laboratuar malzemeleri alıp satmak olduğunu, müvekkilinin ise marka tesciline uygun olarak reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler ve beyin cerrahisi ve ortopedi ürünlerinin satım ve ithalatı yapan firma olduğunu, buna göre her iki şirketin ticari faaliyet alanlarının da farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının ticaret unvanında kullandığı ... ibaresinin davacının tescilli ...-... markası ile aynı olduğu, davacı ve davalı şirketin faaliyet konularının benzer olduğundan davalı şirket unvanının ek kısmında yer alan ...-... ibaresinin ticaret sicilinden çıkartılması gerektiği, ticaret unvanının hükümsüzlüğü kararı alınmadıkça davalı kullanımının haklı bir nedene dayanması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği, bu kullanımın tecavüz ve hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacının davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ...-... ibaresinin ticaret sicilinden terkin davasının kabulüne, davacının davalı şirketin tescilli ticaret unvanı ve markasına yapılan tecavüzün önlenmesi davasının, davacının davalı şirketin unvan ve markayı tanıtım ve kullanım vasıtalarının yasaklanmasına ilişkin davasının ve davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy