MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/12/2013 tarih ve 2012/1141-2013/515 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in alternatif reklam araçlarının, ürün tanıtılması amacıyla üretici şirketlere kiralanması konusunda ticari faaliyetlerini yürüten müvekkili şirkette 24.02.2009 tarihinde çalışmaya başlayıp 31.01.2011 tarihinde istifa etmek suretiyle iş yerinden ayrıldığını, yaklaşık 2 yıl süren çalışma süresinde davalının görevinin reklam araçlarının tanıtılması, müşterilere teklif sunulması ve bu araçların pazarlanması olduğunu, bu nedenle davalının müvekkili şirketin reklam araçlarının tüm özelliklerine, tescil bilgilerine, müşteri bilgilerine ve hizmet bedellerine vakıf olduğunu, davalının müşterilere mail atarak "..." isimli davalı şirketi kurduğunu söyleyip, müvekkili şirketi kötüleyerek iş teklifinde bulunduğunun öğrenildiğini, davalı ...'in müvekkil şirket ile aynı alanda ticari faaliyet yürütmek üzere ortak şirket kurduğunu, bu şirketin 10.02.2011 tarihinde tescil edildiği, şirketin internet sitesinin müvekkili şirketin internet sitesi ile tamamen aynı olduğunu, pazarlanan reklam araçlarının müvekkili şirket adına tescilli olan araçlarla birebir aynı olduğunu, verilen tekliflerde müvekkili şirketin kötülenerek daha iyi hizmet sunulacağının belirtildiğini, müvekkili şirket fiyatlarına kıyasla daha düşük fiyat verildiğini, davalının kendi adına TPE’ye yaptığı başvuru tarihinin 17.01.2011 olduğu dolayısıyla bu kötü niyetli eylemin müvekkil şirkette çalışırken yapılmış olduğunun tespit edildiğini, davalının müvekkili şirket müşterilerine kendi adına doğrudan ulaşmasının ve ısrarlı tekliflerde bulunmasının hukuken haklı bir rekabet olarak yorumlanamayacağını ileri sürerek, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL'sinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...’in istifa etmeyip 31.12.2010 tarihinde işten çıkarıldığını, davacının müvekkilinin iş tanımına dair iddiasının da doğru olmadığını, müvekkilinin iş tanımının personel bulmak, çalıştırmak ve operasyonu yönetmekten ibaret olduğunu, müvekkiline hiçbir belge verilmediği gibi iş tanımının da kendisine verilmediğini, müşterilere fiyat teklifi hazırlayıp göndermenin hiçbir zaman müvekkilinin iş tanımında yer almadığını, müvekkilinin bu konularda aracı olarak kullanıldığını, davacının iddia ettiği reklam araçlarının özelliklerinin, tescil bilgileri ve piyasa içerisindeki müşteri bilgilerinin gizli belge niteliğinde olmadığını, zira bahsedilen bilgilerin tamamının davacının kendi internet sitesinde mevcut olduğunu, davacı şirketin fiyatlarının da sır olmadığını zira davacının fiyat bilgilerini teklif isteyen tüm 3’ncü kişilerle paylaştığını, davacının başından beri müvekkilinin aynı sektörde iş kurmak istediğini bildiğini, davacının ürünü ... ile müvekkilin ürünü ... arasındaki tüm ayırt edici özelliklerin müvekkilinin sitesinde mevcut olduğunu, davacının tescil başvurusundan haberdar olup tescile itiraz etmediğini, müvekkilinin tescil başvurusunun kabul edildiğini ve tasarımın müvekkili adına tescil edildiğini, bu nedenle müvekkilinin tasarımı kullanma hakkının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin davacının ürününü kötülemek bir yana tanıtımını yapmak suretiyle satışını desteklediğini, TTK'da yer alan haksız rekabet hükümlerinin oluşmadığım, müvekkilinin ne iş akdinde ne de ayrı bir belgede davacıya karşı işten ayrıldıktan sonra rekabet etmemeye dair bir taahhüdünün bulunmadığını, herhangi bir sektörde çalışarak o sektör dalında belli bir tecrübe, birikim ve bilgi sahibi olan çalışanın o sektöre devam etmek istemesinin doğal olduğunu, müvekkilinin ani bir şekilde işten çıkarıldığını ve fesih anında hiçbir hak edişinin kendisine ödenmediğini, işsiz kalması üzerine kendi bildiği işi yapma olanağını değerlendirdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla haksız rekabetin varlığına hükmedilmesi halinde dahi davacının isteyebileceği tek tazminatın davacının müşterilerine gönderdiği mailler üzerine aldığı işler nedeniyle elde ettiği gelir olabileceğini oysa müvekkilinin söz konusu müşteri ile hiçbir iş yapmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının tek bir müşteriye attığı mailin içeriğinde davacı şirketin kötülendiğine ilişkin herhangi bir ifade bulunmadığı gibi, davacının fiyatlarından daha az fiyata aynı reklamı yapacaklarına dair bir beyanının da yer almadığı, sadece 'Avantajlı Fiyatlar’ dan bahsedildiği, davacı tarafından davalı ...'in işten istifasına ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı, kaldı ki işten çıkış bildirgesinde davalı ...'in, diğer bir ifade ile sigortalının imzasının da yer almadığı, bu durumda işten ayrılış bildirgesinin davacı tarafından, davalı ...'in bilgisi dışında ...’na verildiği, yani davalı ...'in istifa etmediği, her iki tarafın internet sayfa dökümlerinden site görüntülerinin tamamen birbirlerine benzediğinin tespit edilemediği, davacı tarafça fiilen kullanılan araçlara ilişkin tasarım tescil belgeleri ile davalı Betan Uraler'in tasarımları arasında ayniyet veya benzerlik görülmeyerek TPE tarafından davalının tasarımının tescil edildiği, işverenin hizmetinde çalışan işçinin çalışması süresinde edindiği bilgi birikimi ve teknik gelişmesini, yeni çalıştığı şirkette kullanması ve bundan yaralanmasının kişisel gelişimi ile ilgili olup, ticari sırlardan yararlanma ve yayma suretiyle oluşabilecek bir haksız rekabetin söz konusu olamayacağı, davacının işletmesindeki mali tablolarda meydana gelen düşüş ve cironun azalması iddialarının ispatı için dava dışı bir şirketin ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, bu defter ve kayıtların bu davada delil olamayacağı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 31.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy