MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.06.2011 gün ve 2007/562-2011/325 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.04.2013 gün ve 2012/5839-2013/7250 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında menkul kıymet alım satım sözleşmesi ve repo - ters repo çerçeve sözleşmesi imzalandığını, davalının sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde borsa ve borsa dışında her türlü menkul kıymeti müvekkil adına alıp satarak bu menkul kıymetlerin aracı kurum yahut takas bankta saklanması işlemlerini yürüteceğini, sözleşmeye göre alım satım için müşteri emri gerektiğini, alım satım emirlerinin yazılı olacağını ancak telefon faks gibi iletişim araçlarıyla iletilen emirlerin kabul edebileceğini ancak buna ilişkin olarak da taraflar arasında düzenlenen bir talimat olması gerektiğini, davalı aracı kurumun müvekkilin talimatı ve bilgisi dışında hisse senedi alım satımı yaparak davacı hesabına masraf ve faiz işlettiğini, ayrıca hisse senetlerinin bedellerinin talep ettiğini, talimat olmaması nedeniyle işlemlerin kabul edilmemesi üzerine bu senetlerin ve daha önceden talimat yoluyla aldırılan senetlerin satılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, talimatsız alım satımdan dolayı kendisine gönderilen ekstreye itiraz edildiğini ancak icra takibine maruz kaldığını, yapılan takipten dolayı kendilerince menfi tespit davası açıldığını ve mahkemece borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, icra tehdidi altında haksız talep edilen paranın ödenmesi talebiyle ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2004/467 nolu dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin hisse senetleri talimatı dışında satılmayıp piyasada değerlendirilmiş olsa idi ve kâr edeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mahrum kalınan kâr nedeniyle 6.000,00 TL 'nin zararın doğum tarihi olan hisse senetlerinin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davasını ıslah ederek 1.239.289,00 TL zararın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalının davacı ile imzalanan menkul kıymet alım satım sözleşmesi ve repo-ters repo çerçeve sözleşmesine aykırı işlem yapmasından dolayı davacının uğradığı zararın, davacının mevcut hisse senetlerinin aynı şekilde satılması nedeniyle uğranılan zarar ile mahrum kalınan karın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında menkul kıymet alım satım sözleşmesi ve repo-ters repo çerçeve sözleşmesi imzalandığı, davacının ... hisse senetleri sahibi iken bunların davalı tarafından satıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin BK'nın 416. maddesinde hükme bağlanan komisyon sözleşmesi olduğu, komisyon sözleşmesinin BK'nın 416. ve devamı maddelerinde düzenlendiği ve hüküm bulunmayan hallerde vekalet hükümlerinin uygulanacağı, davacının alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren 5 yıl içinde dava açması gerekirken zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Ancak, doktrinde ve Dairemiz uygulamalarında (05.11.2009 tarih 2009/7920 E. 2009/11418 K. sayılı ilam ve 22.11.2010 tarih 2009/8161E. 2010/11870 K. sayılı ilam) menkul kıymet alım satım (portföy yönetim) sözleşmelerinin; vekalet, komisyon ve vedia sözleşmelerine ilişkin unsurların kimi zaman tamamının, kimi zaman bir kısmının yansıtıldığı karma nitelikli sözleşmeler olduğu kabul edilmektedir. Ortaya konulan karma niteliğinin bir sonucu olarak da taraflar arasında bir uyuşmazlık doğması halinde bu karma sözleşmeyi oluşturan unsurların ait olduğu sözleşme tiplerine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı ifade edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde, davalı aracı kurumun müvekkilin talimatı ve bilgisi dışında hisse senedi alım satımı yaparak müvekkili hesabına masraf ve faiz işlettiğini, ayrıca talimatsız olarak aldığı hisse senetlerinin bedelini müvekkilinden talep ettiğini, talimat olmaması nedeniyle işlemlerin kabul edilmemesi üzerine bu sefer talimatsız alınan senetlerin ve daha önceden alınan hesaptaki mevcut hisse senetlerinin satılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, müvekkilinin mevcut hisse senetleri talimatı dışında satılmayıp hesabında bulunsa idi bunları piyasada değerlendirerek kar elde edeceğini ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuştur
Bu durum karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın menkul kıymet alım-satım, repo-ters repo çerçeve sözleşmesi ile vedia sözleşmesinden kaynaklandığı ve iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle de BK’nın 125. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilerek zamanaşımı definin bu çerçevede değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken, temyiz itirazları reddedilerek yazılı şekilde onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 15.04.2013 Tarih, 2012/5839 Esas, 2013/7250 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.04.2013 tarih, 2012/5839 Esas, 2013/7250 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 30.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy