MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/07/2014 tarih ve 2013/1166-2014/1129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirketteki müvekkiline ait hisselerin davalıya devri hususunda 03.09.2007 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlüklerini yerine getirdiği halde davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve 800.000,00 USD eksik ödemede bulunduğunu ileri sürerek 800.000,00 USD karşılığı 962.240,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, 03.09.2007 tarihli taraflar arasında imzalanan karşılıklı edimler içeren sözleşmenin,...Tic. A.Ş.'yi temsilen ... ve ... Ltd. Şti.'yi temsilen müvekkili ... tarafından imzalandığını, sözleşmeden kaynaklı hak ve borçların gerçek kişiler değil adı geçen şirketler arasında olduğunu, bu hususun sözleşmeye açıkça yazıldığını, sözleşmenin davalı müvekkil tarafından şirketin temsilcisi sıfatı ile imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alacak sözleşmesindeki bir yıl sonra ibaresi nedeniyle alacağın 03.09.2008 tarihinde muaccel hale geldiği, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesindeki beş yıllık zamanaşımı süresinin 03.09.2013 tarihinde dolduğu, 1.500.000,00 USD değerindeki davanın adli yardım istemli olarak 02.09.2013 tarihinde açıldığı, dava açılışında ödenmesi gereken başvurma harcı ve peşin harcın ödenmediği, adli yardım talebinin hiçbir araştırmaya gerek görülmeksizin tensiple reddedildiği, davacının nispi harcı 25.02.2014 tarihinde yatırdığı, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu, davanın harcın ödendiği tarih itibariyle açıldığı, bu tarihte ise zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, hisse devreden eski ortaklar ile hisseyi devralan yeni ortak arasında hisse devri sözleşmesine dayalı olarak devir bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından harcın tamamlandığı tarih itibariyle dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi de gözetildiğinde, davacılar şirketin hisselerini devredenler, davalı ise devralan olup, hisse devir sözleşmesine dayalı işbu davada devralan yeni ortaklarla, devreden eski ortaklar arasındaki dava zamanaşımı süresi mülga BK'nın 126. maddesi hükmündeki 5 yıllık zaman aşımı süresine tabidir.
Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2011 tarih 2011/2-451-558 Esas-Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, harca tabi davalarda dava açılırken başvurma harcı ile karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır ve dava dilekçesi ancak harç alındıktan sonra esas defterine kaydedilir. Ancak bu halde usulünce açılmış bir davadan söz edilebilir ve davanın açıldığı tarih de harcın yatırıldığı tarih olarak kabul edilir.
Yine, harca tabi davalarda hakimin havalesini takiben, davacı mahkeme kalemince hesaplanıp, kendisine bildirilen harçları ödemişse ve dilekçesi kayda alınmışsa, artık açılmış bir dava vardır ve harcın mahkeme kalemince ya da veznece eksik hesaplanıp bu nedenle eksik tahsil edilmiş olması bu davanın varlığını ortadan kaldıramaz. Dava, eksik de olsa harcın yatırıldığı tarihte açılmış sayılır. Ne var ki, bu harç ikmal edilmedikçe davaya devam olunamaz.
492 sayılı Harçlar Kanunu 30. maddesinde “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemelerden anlaşılmaktadır ki, mahkemece, harcın eksik alınmasına rağmen asıl dava dilekçesi esasa kaydedilmiş ise eksik harcın ikmali gerekir ve salt bu nedenle ortada açılmış bir dava olmadığından söz edilemez. İkmal olunacak harcın başvuru harcı veya nispi harç olmasının önemi ve varılacak sonuca da bir etkisi yoktur. Her iki harç yönünden de eksik yatırılan miktarın tamamlanması mümkündür. Önemli olan mahkeme kalemince hesaplanan harcın yatırılmış ve dilekçenin de mahkeme hakimiyetine geçmiş olmasıdır.
Somut olayda, davacı, alacak sözleşmesindeki hüküm nedeniyle 03.09.2008 tarihinde muaccel olan alacak istemine ilişkin olarak 02.09.2013 tarihinde maktu harç yatırmak suretiyle işbu davayı açmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı tarafından eksik harcın 25.02.2014 tarihinde tamamlanmış olması, davanın bu tarihte açıldığı şeklinde yorumlanamaz. Davacının, beş yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açmış olduğu anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girmek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy