MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2013/67-2013/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...'dan aldığı 08/11/2010 keşideli 16.000.00 TL'lik çeki süresinde davalı bankanın Hereke Şubesine ibraz ettiğini, bankaca çek karşılığının bulunmaması nedeniyle bu durumun çekin arkasına işlenerek müvekkiline iade edildiğini, müvekkilinin bu çeke yönelik keşideci hakkında icra takibi başlattığını, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/180 E sayılı dosyadan takip yaptığını, itirazın iptali davasında takip konusu edilen çekteki keşide yeri olarak gösterilen 'Hereke' ibaresinin kent ilçe bucak köy vasfında olmadığı, mahalle özelliği taşıdığı, bu kapsamda kambiyo senedi özelliğinde bulunmadığı belirtilerek takibin iptaline karar verildiğini ve kesinleştiğini, bu olgulara göre bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinin davalı bankanın Hereke şubesince çeke karşılıksız açıklaması kaşesini vurmasına dayalı güven ilişkisi içinde icra takibi yaptığını ancak kambiyo senedi niteliğinde görülmeyen çeke yönelik müvekkilinin alacağını alamaması nedeniyle zarara uğradığını, muhatap bankanın ibraz edilen çeki araştırma yükümlülüğü içinde olması gerektiğini bildirerek özen yükümlülüğüne aykırı davranan davalı bankadan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere çek bedeli 16.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın Hereke şubesi ile dava konusu edilen çekteki keşideci arasında imzalanan nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri kapsamında kendisine çek hesabı açılıp çek karnesi verildiğini, bu kapsamda davacı ile müvekkili banka arasında bu çeke yönelik hukuki bağ bulunmadığını ve ayrıca davacının alacağını tahsil edememesinde bankanın kusurunun bulunmadığını, tüm yolları tükemeden doğrudan bankaya başvurulamayacağını, çekin tahsil edilmemesi halinde bankaların çek bedelini ödemek gibi bir güvenceyi tesis etmelerinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; iptal edilen takibe dayalı olarak bankanın çeki araştırma yükümlülüğü kuralını ihlal ettiği, bu esas içinde alacağın tahsil edilemediği, zarara uğranıldığı iddiaları hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmediği, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan takibin iptalinden sonra alacaklı hamilin bu belgeye dayalı olarak genel haciz yoluyla takip yapmasını önleyen bir durum bulunmadığı gibi, bu belgeye dayalı ayrıca genel hükümler uyarınca alacak davası açmasını da engelleyen bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy