MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2013 tarih ve 2012/541-2013/216 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile birleşerek sicilden terkin olunan ... A.Ş tarafından müvekkilinden tahsil edilen paranın müvekkili tarafından birçok kez geri istenmesine rağmen ödenmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından anılan şirket aleyhine ... Eyalet Mahkemesinde dava açıldığını, usulüne uygun olarak yürütülen yargılama sonucu müvekkilinin haklı bulunarak davalı tarafından ödeme yapılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, ... Cumhuriyeti ... Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının Lahey Sözleşmesine uygun olarak tebliğ edilmediğini, yargılamanın usul kurallarına aykırı şekilde yürütülmesi sonucu müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, yabancı mahkemece verilen hükmün Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğurduğunu, davanın konusu oluşturan hukuki ilişkinin müvekkili şirketle bir ilgisinin de olmadığını, bu nedenle davanın husumetten reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece gerek dava dilekçesi, gerekse de mahkeme kararının usule uygun olarak tebliğ edildiği, davaya karşı davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz bildirilmediği gibi verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulmadığından kararın kesinleştiği, davalı tarafa dava dilekçesi ve gıyabi karar tebliğ edilmekle savunma hakkının tanındığı, ancak davalı tarafça bu hakkın kullanılmadığı, MÖHUK'nun 54. maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının oluştuğu, verilen kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, davalı tarafça 55/2. maddesinde öngörülen itiraz sebeplerinin ispat edilemediği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile ... Cumhuriyeti ... Eyalet Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 26.09.2006 tarih ve 22 O 342/05 sayılı kararının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy