MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/03/2013 tarih ve 2010/528-2013/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili, davalı ve dava dışı ...'in 13.10.2009 tarihinde ...Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'yi kurduklarını, şirketin %25 hissesinin müvekkili ...'a %37,5'ar hissesinin ise ... ve davalı ...'a ait olduğunu, şirketin kurulmasından sonra ... Merkezinin işletme hakkının 180.000,00 TL karşılığında devralındığını, işletme hakkının devralınmasından sonra tarafların 24.11.2009 tarihinde biraraya gelerek işletme hakkının devralınması, hisse durumu ve yapılan ödemeleri değerlendirdiklerini, bu değerlendirme neticesinde imzalanan "... Merkezinin Devri İçin Daha Önce İmzalanmış Sözleşmelerin Tadiline ve Yürürlükten Kaldırıldığına Dair Sözleşme" imzalandığını, bu sözleşmenin imzalanmasını müteakip ortaklardan dava dışı ...'in müvekkiline olan 2.500,00 TL borcunu ödediği gibi yine sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde hisse eşitliğini sağlamak amacıyla 150 paya tekabül eden şirket hisselerinin 16 paya tekabül eden kısmını müvekkiline devrettiğini ve edimini ifa ettiğini, bu durumun davalıya da bildirildiğini ve aynı ihtarla hisse devrinin pay defterine kaydedilerek Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanması için gerekli işlemlerin yapılmasının talep edildiğini, ancak davalının 24.11.2009 tarihli sözleşme ile üstlendiği hisse devri ve para ödenmesine ilişkin edimlerini yerine getirmediği gibi şirket müdürü olarak hisse devrini pay defterine kaydedip Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmasını sağlaması gerekirken, bu yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, bunun üzerine yeniden ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarnameye rağmen davalının gerek sözleşme ile üstlendiği edimleri gerekse şirket müdürlüğü görevinin gereğini yerine getirmediğini, alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun bu icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, iddia ederek, davanın kabulü ile davalının haksız itirazının iptaline, itiraz tamamen haksız ve kötü niyetli olduğundan davalının %40'dan az olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça dayanılan işletme hakkının devrine ilişkin 24.11.2009 tarihli sözleşmenin düzenlenmesinden sonra tarafların uzlaşması üzerine feshedildiğini, belgenin orjinal nüshası üzerine "geçersizdir" notu düşülerek sözleşmenin iptal edildiğini, davacının iptal edilen bu belgeye dayalı olarak yaptığı takip ve açmış olduğu davanın bu sebeple hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında yapılan işletme hakkının devrine ilişkin 09.10.2009 tarihli sözleşmenin devam ettiğini bu sözleşmeye göre şirketin %37,5 ..., %37,5 ..., %25 hissesinin ise ...'a ait bulunduğunu, davacı ... 'ın ödediği 65.003,30 TL'nin ise kendi iradesiyle bu paya biçilen değer olduğunu, %25'lik hisseyi buna göre satın aldığını, davacının bilahare fikrini değiştirip rayiç bedel üzerinden ödediği meblağı şirketin hisseleri ile orantılayarak diğer ortaklardan para talep etmesinin yasal mesnetten yoksun olduğunu, haksız açılan davanın reddine, davacı tarafın sözkonusu takibi kalacağı olmadığını bildiği halde yapması nedeniyle %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının talep edebileceği alacak miktarının usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda açıklandığı gibi alacak miktarının 9.970,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/13846 esas sayılı dosyasına itirazının 9.970,00 TL asıl alacak ve 635,56 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranını geçmeyecek değişken oranda yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin, icra inkar tazminatı talebinin ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy