MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.09.2013 tarih ve 2011/84-2013/297 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ile davalılar arasında 06/05/2003 tarihinde yapılan protokolle Alanya'da bulunan deri mağazasının davalılardan ...'ya devredildiğini, yapılan sözleşmeye göre 55.000 USD bedelin taksitler halinde davalılardan ... adına yazılacağını, bu senetlerin bir kısmının ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, her ne kadar bu takip dosyalarında alacaklı olarak davalılardan ... gözükse de, taraflar arasındaki sözleşmeye göre gerçek alacaklının müvekkili ... olduğunu, müvekkillerinin 06.05.2003 tarihli sözleşmeden doğan alacaklarını, davalılardan ... aracılığıyla tahsil etmeye çalışırken, davalıların kendi aralarında anlaşarak takip dosyasını işlemden kaldırdıklarını, müvekkillerinin gerçek alacağının Alanya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2004/4976 Esas sayılı takip dosyasından icraya konulan her biri 7.500 USD olan 3 adet senet bedeli toplamı olan 21.500 USD'nin senet vade tarihlerindeki Türk Parası karşılığı olan 33.000 TL olduğunu ileri sürerek alacağın 30.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya dayanak olan sözleşme incelendiğinde müvekkilinin hiçbir şekilde davacılara borçlu olmadığının, tersine davacının o dönemde davalıya olan borcundan ötürü sözleşme konusu alacağını davalıya devrettiğinin anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin senetlerde sadece kefil olduğunu, bu senetler için yapılan icra takibinden feragat edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında esasen 33.000 TL'nin davalı ... tarafından tahsil edildiği noktasında ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın davacı ve davalı ... yönünden alacağın temlik edilip edilmediği, davacı ile diğer davalılar ... ve ... yönünden borcun ifasının doğru olup olmadığı noktasında olduğu, davacı ve davalıların varlığını kabul ettikleri ve yorumu dışında içeriğini de kabul ettikleri "protokol" isimli belge uyarınca borcun ...'a
ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı, 01.06.2009 tarihli "Kısmi İbra Belgesi" ve tarihsiz "İbraname" isimli belgelerle davalı ... tarafından diğer davalıların ibra edildiği, buna göre davalılar ... ve ... yönünden borçun ifa ve ibra ile son bulduğu, dosya içerisinde bulunan Alanya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2004/4976 sayılı takip dosyasında davalı ...'ın evinde yapılan fiili hacizde davalı ...'ın "borç benim değildir, borç ... ve ...'nundur, ben onların arasındaki alacak verecek ilişkisinin çözülmesi konusunda sadece aracı görevi yaptım" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyana göre davacı ...'ın davalı ...'ndan olan alacağını davalı ...'a temlik etmediği, davalı ...'ın alacağın tahsili için yetkilendirildiği, bu durumu davalı ...'ın az yukarıda açıklanan fiili haciz esnasında da açıkça ifade ettiği, her ne kadar davacı faizin ilk senedin vade tarihinden itibaren işletilmesini talep etmişse de, sözleşmede alacağın davacıya tahsil edildikten sonra ne zaman verileceği kararlaştırılmadığı gibi, davalı ...'ın dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile 33.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine diğer davalılara yönelik ve davalı ... yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacıların talep ettiği alacağa reeskont faizi işletilmesini talep etmiş olmalarına rağmen ticari iş niteliğindeki bu alacak yönünden yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “yasal” ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine “reeskont” ibaresinin eklenmesine kararın düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.132,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.