MAHKEMESİ: POLATLI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2013
NUMARASI: 2008/341-2013/435
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2013 tarih ve 2008/341-2013/435 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2002 yılından bu yana davalı bankanın mudisi olduğunu, davacının 2002 yılından itibaren bankadaki hesaplarından hiçbir şekilde para çekmediğini, bankaya gittiği zamanlarda da banka çalışanı Galip'in sunduğu dekontları imzaladığını, Galip'in 2007 tarihinde birtakım yolsuzluklar yaparak ortadan kaybolması üzerine davacının da bankaya giderek hesaplarını kontrol ettiğinde bilgisi dışında hesabındaki 32.650,00 TL'nin çekildiğini gördüğünü, bankaya müracaat etmesine rağmen davacının parasının ödenmediğini, dava dışı G... Y.. hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/161 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, bir güven-itibar kuruluşu olan bankanın çalışanlarının, banka müşterilerine verdiği zararlardan sorumlu olduğunu iddia ederek 32.650,00 TL'nin talep ve temerrüt tarihi olan 31/07/2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tüm tediye fişlerinde davacının imzasının bulunduğunu, davacının hesabından yapılan bütün ödemelerin davacının bilgisi ve iradesi ile yapıldığını, davacının dava dışı eski personel G.. Y..'in akrabası olup bankaya verdiği şikayet dilekçesinde adı geçenin akrabası olması nedeniyle çok güvendiğini, tüm işlerini ona yaptırdığını beyan ettiğini, bunun dışında dava dışı G.. Y..'in hakkında açılan ceza davasında olağan dışı bir şekilde her türlü suçlamayı kabul eden ifadelerinin Galip ile davacı arasındaki akrabalığın davacının haksız ve gelir elde etmek amacıyla teşekkül halinde hareket ettikleri yönünde intiba uyandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile davacının meydana gelen zararından tam kusurlu olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava banka mevduat hesabındaki paranın davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği iddiasıyla açılan alacak davası olup, davacı 2002-2007 yılları arasında yapılan toplam 22 işlemle 32.650 TL'sinin davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiğini iddia ederek işbu davayı açmıştır. Yaptırılan bilirkişi incelememesine göre, dava konusu olan 22 işlemin 13'ünde bizzat davacının imzası, 2 tanesinde davacının kardeşinin imzası bulunmakta olup, davacının oğluna atfen atılan 8 adet dekonttaki imzanın ise davacının oğluna ait olmadığı 1 adet dekonttaki imzanın ise kime ait olduğunun belirlenemediği, fakat Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/161 Esas sayılı dava dosyasında davalı banka çalışanının davacının 32.650 TL'sini zimmete geçirdiğinin kabul edildiği gerekçesiyle bu paranın davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerektiğine ilişkin görüş bildirilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü yoluna gidilmiştir. Ancak anılan Ağır Ceza Mahkemesinin kararı dosya içerisinde bulunmadığı gibi bu kararın kesinleşip kesinleşmediği de anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece ceza mahkemesi kararına dayalı olarak hüküm verildiğine göre ceza dosyasında verilen kararın kesinleşmesi beklenerek, bundan sonra ceza kararının bu davaya etkisi değerlendirilip, taraflarca ibraz edilen tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurmak gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.