Taraflar arasında görülen davada verilen 31/05/2012 gün ve 2011/46-2012/109 sayılı kararı onayan Daire’nin 09.09.2013 gün ve 2012/16789-2013/15180 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 406 sayılı Yasa’nın 19. maddesi ve abonman sözleşmesi hükümleri uyarınca telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren müesseseleri gerek gördüğü takdirde denetleme yetkisinin bulunduğunu, kanunlarla belirlenen bu hizmet kapsamında davalı şirket ile müvekkili arasında kiralık data devreleri üzerinden görüntü iletimi yapılmak üzere sözleşme imzalandığını, davalının kendisine tahsis edilen data devreleri ve hatlarından üçüncü taraf trafiği ve ses ilettiğinin belirlendiğini, müvekkili şirketten kiralanan data devreleri üzerinden ses iletimi yapılmasının 406 sayılı ’nun 4502 sayılı Yasa ile değişik 2/c maddesine aykırı olup, anılan Yasa hükmü gereği Türk Telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletişimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar müvekkilinin tekel olarak yürüteceğini, davalının 406 sayılı Yasa ve sözleşmeye aykırı olarak hatları ve data devreleri üzerinden ses iletmek suretiyle üçüncü kişilere düşük ücretle telefon görüşmeleri sağlaması neticesinde davacının büyük zarara uğratıldığını ileri sürerek, (66.238.000.917) TL müvekkili şirket faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kamu kurumu olmadığını, hiyerarşik üstünlüğü olmadığından denetleme yetkisinin de bulunmadığını, müvekkilinin Yasa’ya aykırı hiçbir fiilinin olmadığını, davacının tazminat, hesabını yaptığı verileri ortaya koymasının gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki abonman sözleşmesinin 16. maddesinde kiralanan data kanal/devre üzerinden ses trafiğinin taşınamayacağı, ses trafiğinin tespiti halinde özleşmeyi iptal etmeye yetkili olduğu ve bu halde tarifesi gereğince alınması gereken ücretlerin ödeneceğinin öngörüldüğü, davalı şirketin bu hükme uygun davranmadığı, Mayıs 2003 - Aralık 2003 tarihleri arası dönem için şebekesinden kaynaklanıp yurtdışında sonlanan kademe bazında toplam trafik değerlerini gösterir listeye nazaran ay bazında süre baz alınarak kademelere göre % trafik değerlerinin tablo halinde sunulduğu, davacı tarafça sunulan örneklere göre (tablo-1) zararın 35.272,39 TL, davalı tarafça dayanılan örneklere göre de zararın (tablo-2) 12.448,71 TL olduğu, anılan sözleşme örneklerinin gerçek dışı ya da uygulamaya alınmamış sözleşmeler olduğu yönünde bir iddia ve bunu gösterir delil de bulunmadığı, BK 42. maddesi de dikkate alınarak takdiren davalı tarafından yaptırılan görüşmelerin bu oranların ortalaması alınmak suretiyle belirlenmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle 23.860,55 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.09.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
./..
-2-
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.