MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2014 tarih ve 2011/628-2014/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'ye ait işletmenin müvekkili tarafından endüstriyel yangın sigorta paket poliçesi ile sigortalandığını, 1 no'lu davalının donatanı, 2 no'lu davalının ise kaptanı olduğu M/V Captaın Ivan Vıkulov gemisinin sigortalı şirkete ait işletmenin 2 no'lu kargo dokunda barınması esnasında denizde oluşan soluğan ve dalgalanma nedeniyle 2 adet usturmaça lastiği ayağının hasarlandığını, tutanak altına alındığını, müvekkilinin gerekli ekspertiz incelemesi yaptığını, meydana gelen zarar sebebiyle fatura edilen zarar tutarı olan 8.640,00 USD'nin tanzim edildiğini, bu nedenle bu alacaklarını rücu haklarının doğduğunu beyanla 8.640,00 USD rücuen tazminat alacağının ödeme tarihi olan 18/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek bankaların bir yıl vadeli döviz hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, birleşen davada ise, aynı olay nedeniyle oluşan ek zarar olan 2.680,67.USD'nin, sigortalıya ödeme yapılan 03/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek bankaların bir yıl vadeli döviz hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; öncelikle müvekkili firmanın izafeten dava kapsamında yer alabilmesi için TTK.'nun 119. maddesi uyarınca acentelik hizmetlerine aracılık ettiği ve bunlarla ilgili mukaveleleri bizzat akdettiği hususlarının ispatlanmasının gerektiğini, TTK 119/2 maddesi gereği acente müvekkile karşı davalılara izafeten yalnızca aracılıkta
bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili çıkacak ihtilaftan dolayı husumet yöneltilebileceği hükmünün açık olduğunu, yargılama sonucunda müvekkil firma aleyhine bir hüküm kurulamayacağı, verilecek hükmün davalı asiller aleyhine kurulması gerektiği hususunun da TTK hükümleri uyarınca açık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; meydana gelen hasardan davalıların ve dolayısıyla onlara izafeten işlem yapan acentanın kusurlu olmadığının tespit edildiği, hal böyleyken davacının, poliçe kapsamında tazmin ettiği bedelleri davalılardan rücuen talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl ve bireşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 30,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.